Test Drive | Seite 92

/ir e /u . m ı . r Thomas orada binlerinden saklandığının sanılmasından utan­ mıştı; muhtemelen görünmemek için battaniyesinin altına gizlenip tir tir titreyen küçük bir çocuk gibi duruyordu. Yavaşça ayağa kalktı ve çarşafı biraz indirip etrafına bakındı. Bomboş ve çorak bir araziydi. Kuru ve cansız toprak, önünde uçsuz bucaksız uzanıyordu. Ne bir ağaç ne de çalılık vardı. Vadi ya da tepe yoktu. Sadece turuncu-san renkte kaya ve toz denizi... Sıcak hava akımı yaşayan her şeyi eritip buharlaştırarak bulutsuz, soluk mavi gökyüzüne çıkarıyordu sanki. Thomas kendi etrafında dönerek çevreyi inceledi, karşı tarafta da değişik bir şey yoktu. Uzakta bir sıra dağ görünüyordu. Dağların önünde, belki durdukları yer ile arlarındaki uzaklığın y an sı kadar uzaklıkta öylece yere atılmış kutular gibi binalar vardı. Bir kasaba r olmalıydı ama bulunduklan yerden, ne kadar büyük olduğunu anla| yamıyordu. Sıcak hava kasabanın hemen önünde parlayıp yere yakın [ her şeyi bulanıklaştınyordu. Yakıcı güneş Thomas’ın solundaydı ve ufukta batıyor gibi görünü| yordu, bu da o tarafın batı olduğunu gösteriyordu; dem ek ki ilerideki kasaba ve kasabanın arkasındaki siyah v e kırm ızı kayalar tam kuzey yönünde olmalıydı. Oraya gitm eleri gerekiyordu. Y ön duyusu onu şaşırttı, sanki geçmişinden küçük bir kısım küllerinden doğmuştu. “Sence o binalar ne kadar uzakta?” diye sordu N ewt. Uzun, ka­ ranlık tünelde yankılanan sesleri dışarıda sanki fısıltı gibi geliyordu. “Yüz elli kilometre olabilir m i?” diye sordu Thom as. “Kuzey ke­ sinlikle o taraf. Oraya mı gitm em iz gerekiyor?” Minho çarşafının altından başını iki yana salladı. “Hayır. Yani evet oraya gitm emiz gerekiyor ama yüz elli kilom etre yoktur. En fazla elli küometredir. Dağlar da yaklaşık yüz kilom etre uzaklıkta.” “Sadece gözlerinle mesafeleri bu kadar iyi ölçebildiğim bilmi­ yordum ,” dedi Newt. 104