başta tereddüt etti fakat hemen sonra ışıkta kaybolana dek koşarak
yakan çıktı.
“Git!" diye bağırdı Newt, ThomasT arkasından iterek.
Thomas adrenalin patlaması hissetti. Derin bir nefes alıp Minho’nun
peşinden gitti; Newt’in de hemen arkasından geldiğini duyabiliyordu.
Thomas dışan çıkar çıkmaz şeffaf bir plastiğin içindelermiş gibi
hissetti. Çarşaf, kör edici ışığı engellemekte ve yakıcı sıcağı hissetme
lerini azaltmakta hiçbir işe yaramıyordu. Konuşmak için ağzını açtı
fakat sıcaklık boğazım kurutup içeri hava girmesini engelliyor gibiydi.
Umutsuzca nefes almaya çalıştı ama sanki ciğerleri alev almıştı.
Thomas’ın geçmişe dair hatırladıklan çok az olsa da dünyanın
bu halde olacağım hiç düşünmemişti.
Parlak ışıktan dolayı gözlerini kapalı olduğu için Minho ya çarptı
ve neredeyse düşüyordu. Dengesini yeniden sağlayıp çömeldi ve nefes
almaya çalışırken bir yandan da çarşafı tüm vücudunu kapatacak
şekilde üzerine sardı. Dışan çıktığı ük anda oldukça endişelenmişti.
Diğer iki çocuk da güçlükle nefes alıyordu.
“İyi misiniz?” diye sordu Minho sonunda.
Thomas homurdanarak evet dedi ve Newt, “Cehennemde oldu
ğumuza eminim. Buraya hep senin geleceğini düşünmüştüm, Minho,
benim değil,” diye karşılık verdi.
“Güzel,” dedi Minho. “Gözlerim acıyor ama galiba sonunda ışığa
alışmaya başladım.”
Thomas gözlerini kısarak yere baktı. Pis ve tozluydu. Grimsi
kahverengi birkaç taş vardı. Çarşaf üzerini tamamen kaplamıştı ama
beyaz renk o kadar parlıyordu ki sanki tuhaf, teknolojik bir ışık gibiydi.
“Kimden saklanıyorsun?" diye sordu Minho. “Ayağa kalk seni
sersem, kimseyi görmüyorum.”
103