Laoırem: Aiev ueneyıert
Winston başını hızlıca iki yana salladı; vücudu sarsılmaya devam
ediyordu.
Thomas başını kaldırınca Minho, Newt, Aris ve diğerlerinin bir
kaç basamak yukarıdan şok içinde onlara baktığını gördü. Yukarıdan
gelen parlak ışık yüzlerine gölge düşürüyordu fakat Thomas yine de
tıpkı gözlerine ışık tutulmuş kediler gibi gözlerinin kocaman açıldı
ğını görebiliyordu.
“Bu da neydi böyle?” diye mırıldandı Minho.
Thomas’ın konuşacak gücü yoktu, yalnızca bitkin bir şekilde
başmı iki yana salladı.
Cevap veren Newt oldu. “İnsanların kafasını yiyen sihirli bir
küre, işte bu.”
“Son teknoloji ürünü bir şey olmalı,” dedi Aris ilk defa bir ko
nuşmaya katılarak. Çocuk ona dönen şaşkın bakışları fark ederek
etrafına baktı, ardından utanmış gibi omuz silkti ve devam etti: “Bazı
şeyler hatırlamaya başladım. Teknolojinin oldukça ilerlediğini bili
yorum ama tabii insan vücudundan parçalar koparan, uçan erimiş
metallerle ilgili bir şey hatırlamıyorum.”
Thomas kendi yanm yamalak anılarını düşündü. O da böyle bir
şey hatırlamıyordu.
Minho dalgın bir şekilde merdiveni işaret etti. “O şey yüzüne
yayüıp boynunu koparana kadar derini yiyor. Çok hoş.”
“Gördün mü? Tavandan geldi!” dedi Tava. “Bir an önce buradan
çıksak iyi olur.”
“Daha fazla katılamazdım,” diye ekledi Newt.
Minho iğrenerek Winston’a bakınca Thomas onun bakışlarını
takip etti. Çocuk artık titremiyordu ve hıçkırıkları yerini hafif in
lemelere bırakmıştı. Çok kötü görünüyordu ve muhtemelen hayatı
98