fames uasnner
Yukarıdan bir çarpma sesi geldi, ayak seslerinden daha güçlüydü
fakat metal sesini andırıyordu.
“Ah!” diye bağırdı Minho. Ardından Kayranlılar durup birbirle
rine çarpınca homurtular duyuldu.
“İyi misin?” diye sordu Newt.
“Neye... çarptın?” diye seslendi Thomas, nefes nefese kalmış
bir halde.
Minho’nun sesi tedirgindi. “Tavana çarptım. Çatıya ulaştık ve
gidecek başka...” Sesi gitgide alçaldı ve Thomas onun bir şey ararcasına elini tavanda ve duvarlarda gezdirdiğini duyabiliyordu. “Durun!
Sanırım buldum...”
Ufak bir çatırtı sözünü kesti ve hemen sonra Thomas’ın etrafı sanki
alev almış gibi parladı. Yukarıdan gelen kör edici ışık nedeniyle elleriyle
gözlerini kapadı. Su torbasınm düşmesine engel olamadı. Karanlıkta
geçen o kadar zamanın sonunda güneş ışığı, ellerinin korumasına
rağmen, onu etkisiz bırakmıştı. Parlak turuncu ışık parmaklarının
arasından göz kapaklarına vuruyordu ve sıcak bir rüzgâr esmiş gibi
ortamı sıcak hava dalgası kapladı.
Thomas bir gıcırtı duydu ve ardından büyük bir gümbürtüyle
karanlık geri döndü. Dikkatlice ellerini indirip gözlerini kırpıştırdı;
gözünün önünde parlak noktalar uçuşuyordu.
“Sanınm çıkışı bulduk ama galiba güneşin üzerine çıkacağız!
Çok parlaktı. Ve sıcak,” dedi Minho.
“Biraz açıp gözlerimizin alışmasını bekleyelim,” dedi Newt ve
Thomas onun Minho’nun yanma çıktığını duydu. “Şu gömleği araya
sıkıştır. Herkes gözlerini kapasın!”
Thomas denileni yaptı ve bir kez daha elleriyle gözlerini kapadı.
Parlak turuncu ışık geri döndü ve süreç başladı. Birkaç dakika sonra
ellerini indirip yavaşça gözlerini açtı. Gözlerim kırpmak zorunda kaldı;
91