“Çok akıllısınız,” dedi Tava burnundan soluyarak. “Ama etrafınıza
bir bakın. Cesetler yok. Siz ne düşünürseniz düşünün, bir şekilde
onlan götürmüşler.”
Thomas bu konu hakkında tartışmak, hatta konuşmak bile iste
miyordu. Ölü bedenler gitmişti işte. Daha tuhaf şeyler de görmüşlerdi.
“Hey,” dedi Winston. “Deliler artık bağırmıyor.”
Thomas ağırlığını bir ayağına verdi ve dışarıyı dinledi. Sessizlik.
“Onlan Aris’in odasından duyamadığımızı sanmıştım. Ama haklısın,
artık bağırmıyorlar.”
Herkes ortak alanın diğer tarafındaki daha büyük yatakhaneye
koştu. Thomas da onlann peşinden giderken pencereden dışandaki
dünyaya bakmak için fazlasıyla meraklanıyordu. Önceden dışandaki
bağıran ve parmaklıklara yapışan Deliler yüzünden dikkatlice bakj maya korkmuştu.
“Yok artık! ” diye bağırdı Minho ve bir açıklama yapmadan oda
nın içinde kayboldu.
[
Thomas yatakhaneye doğru üerlerken çocukların odaya girmeden
önce bir anlık tereddüt yaşadıklannı fark etti. Bütün Kayranlılann
ve Aris’in girmesini bekledi, ardından onlan takip etti.
Diğer çocuklarda sezdiği şaşkınlığı kendisi de yaşadı. Odadaki
her şey bıraktıklan gibiydi; bir şey dışında: Pencerelere, demir parmaklıklann hemen önüne kırmızı tuğla duvar çekilmişti, dışanyı
göremiyorlardı. Odadaki tek ışık tavandaki panellerden geliyordu.
“Cesetleri hızlıca kaldırmış olsalar bile,” dedi Newt, “buraya bu
tuğlalan örecek kadar zamanlan olmadığına eminim. Burada neler
oluyor?”
Thomas, Minho’nun pencerelerden birini açıp parmaklıklann
arasından duvara dokunmasını izledi. “Sert,” dedi Minho ve duvara
vurdu.
48