fames Dashner
ortasında Thomas onu duyabileceğinden emin değildi. Hâlâ onun
yokluğunu hissediyordu; bu sanki bir sabah uyandığında dişlerinin
olmaması gibi bir şeydi. Olmadıklarını anlamanız için aynaya bak
manıza gerek yoktu.
Alarm durdu.
Daha önce hiç sessizliğin sesi varmış gibi hissetmemişti. Kovan
daki anlann vızıltısına benzer bir uğultu kulaklarında çınlıyordu ve
Thomas parmaklarım kulağına sokup hızlıca hareket ettirerek sesin
geçmesi için uğraştı. Her nefes ve iç çekiş odadaki tuhaf sessizlikte
âdeta bir patlama gibi duyuluyordu.
İlk konuşan Newt oldu. “Buraya da lanet olası Çaylaklar gele
ceğini söylemeyin sakın bana.”
“Bu lanet yerde Kutu nerede ki?” diye homurdandı Minho.
Thomas hafif bir gıcırtı duyunca hemen ortak alana açılan
kapıya baktı. Kapı birkaç santim aralanmıştı ve içerinin karanlık
olduğu gözüküyordu. Biri oradaki ışıklan söndürmüştü. Tava bir
adım geriledi.
“Sanınm artık çıkmamızı istiyorlar,” dedi Minho.
“O zaman neden önce sen çıkmıyorsun?” diye önerdi Tava.
Minho çoktan harekete geçmişti. “Sorun değil. Belki yapacak
başka bir şey olmadığı zamanlarda öne atmak için yeni bir çaylağımız
olur.” Kapının önüne gelince durup göz ucuyla Thomas a baktı. “Bir
tane daha Chuck iyi olabilirdi.”
Thomas kızmaması gerektiğini biliyordu. Minho kendince, diğer
herkes gibi Chuck’ı özlediğini göstermeye çalışıyordu. Ama olmadık
bir zamanda arkadaşının hatırlatılması Thomas’ı öfkelendirmişti,
içgüdüleri bunu umursamamasını söylüyordu; zaten etrafında olup
bitenler yüzünden yeterince zor zamanlar geçiriyordu. Bir süreliğine
43