duygularından annıp önüne bakmalıydı. Her şey sırayla. Hepsini
çözecekti.
“Evet,” dedi sonunda. “Çıkacak mısın yoksa önden ben mi gi
deyim?”
Thomas’ın sorusunu duymazdan gelerek, “Dövmende ne yazı
yor?” diye sordu Minho sessizce.
“Önemli değil. Hadi çıkalım buradan.”
Minho başıyla onayladı. Hâlâ Thomas’a bakmıyordu. Ardından
gülümsedi ve canım sıkan her neyse geçmiş gibi görünüyordu, yerini
her zamanki rahat tavnna bırakmıştı. “Peki. Eğer bir zombi bacağımı
yemeye başlarsa beni kurtar.”
=
“Tamam.” Thomas ona acele etmesini söylemek istiyordu. Bu
f saçma sapan maceralarında yeni bir değişiklik yaşam ak üzereydiler
1 ve bunu daha fazla bekletmek istemiyordu.
Minho kapıyı iterek açtı. Ortak alan, yatakhaneden ilk çıktıkları
zamanki gibi kapkaranlıktı. Minho dışan adımını attı, Thomas da
hemen arkasmdaydı.
“Burada bekle,” diye fısıldadı Minho. “Ölülerle çarpışan arabalara
binmiş gibi oyun oynamayalım. Önce ışığı açayım.”
“Neden kapamışlar ki?” diye sordu Thomas. “Yani dem ek iste
diğim, onlan kim kapadı?”
Minho arkasını dönünce Aris’in odasından gelen ışıkla sırıta n
suratı aydınlandı. “Neden soru soruyorsun ki, dostum? Şimdiye ka
dar hiçbir şeyin mantıklı bir açıklaması olmadı, bundan sonra da
olacağını sanmıyorum. O yüzden buna bir son ver.”
Minho karanlıkta kayboldu. O yürürken Thomas halıdaki ayak
seslerini ve elini duvann üzerinde gezdirişini duyabüiyordu.
“İşte burada!” diye bağırdı. Ses Thomas’ın sağ tarafından geliyor
gibiydi.
44