lames Dashner
^ereSa iki kolunu da tu tup onu kapıya doğru sürüklem eye başladı;
^jis de itiyordu. T h o m as hafifçe tekm eledi. Taşlar tenine batıyordu.
“Bunu yapm ayın,” diye fısıldadı um utsuzluk içinde. Söylediği her
kelimeyle tüm sinirlerine acı yayılıyordu. “Lütfen...” Artık tek gördüğü,
karanlıktaki b eyaz parlam alardı. Beyin sarsıntısı, diye düşündü bir
anda. Korkunç, b erb at b ir sarsıntı geçiriyordu.
Vücudunun kapı eşiğinden geçtiğini; Teresa’mn, kollarını soğuk
metalin üzerine bıraktığını; üzerinden geçip Aris’in, bacaklarını içeri
sokmasını ve iki büklüm bir pozisyona geçtiğini güçlükle fark etti.
Onlara bakacak gücü bile yoktu.
“Hayır,” diye fısıldadı. Aklına, hasta çocuk Ben’in Kayran’dan
Kovulması geldi. Bunu düşünm enin sırası değildi belki ama artık
duvarların kapanarak onu Labirent’e hapsetm esinden birkaç saniye
önce nasıl hissettiğini anlayabiliyordu.
“Hayır,” diye tekrarladı am a sesi o kadar kısıktı ki duyduklarım
sanmıyordu. Tepeden tırnağa her yeri ağrıyordu.
(
j
Teresa’nın, “Çok inatçısın!” dediğini duydu. “İlle bunu kendin
için zorlaştıracaksın! H epim iz için!”
“Teresa,” diye fısıldadı Thomas. Acısının arasından, uzun zaman
dır işe yaramıyor olm asına rağmen ona telepati yoluyla seslenmeye
çalıştı. Teresa.
Üzgünüm, Tom, diye karşılık verdi kız zihninde. Ama kurbanımız
olduğun için teşekkürler.
Thomas k