Aris ise gözlerini Thomas’tan ayırmadı. “Evet, işte geldik Diğ
*
kızlan onu öldürmemeleri konusunda gerçekten ikna mı etti? Ne
süper psikolog falan mı?”
\
’
“Aslında bunun yardımı dokundu. Onu buraya getirmemi kolaylaştırdı.” Thomas’a onu küçümser bir ifadeyle baktı ve mağara^
İ
1
■
1
geçip Aris’in yanma gitti. Thomas onu izlerken, parmak ucuna kalkıp
Aris’i yanağından öptü ve sırıttı. “Sonunda bir araya gelebildiğimiz
için çok mutluyum.”
Aris gülümsedi. Thomas’a uyancı bir bakış fırlattı ve başım eğip
Teresa’ya bakma riskini aldı. Ve onu dudaklanndan öptü.
Thomas bakışlannı onlardan çekip gözlerini kapadı. Teresa’m
n
kendisine güvenmesini istemesi, dayanmasım fısıldaması... hepsi onu
\
buraya getirmek içindi. Bu noktaya daha kolay gelmesi içindi.
^
Böylece İSYAN’m şeytani amaçlarından birini yerine getirecekti.
i
“Yeter,” dedi sonunda gözlerini açmaya cesaret edemeden. Ne
!
yaptıklarını, neden sessiz olduklarını bilm ek istemiyordu. Ama pes
¡
j
ettiğini düşünmelerini istiyordu. “Ne yapacaksanız yapın artık.”
Cevap gelmeyince dayanamayıp onlara baktı. Fısddaşıyorlarve
arada öpüşüyorlardı. Thomas midesinin gaz yağı gibi bir şeyle dol
duğunu hissetti.
.
Bir kez daha bakışlannı onlardan çekti ve mağaradaki tuhaf ışık
kaynağına odaklandı. Oldukça geniş dikdörtgen, soluk yeşildi, taşa
monte edilmişti ve göksel bir parlaklık yayıyordu. Ortalama bir insan
,
uzunluğundaydı ve yaklaşık bir metre genişliğindeydi. Mat yüzeyi
lekeliydi; parlak ve tehlikeli, radyoaktif atığa benzeyen bir şeye açılan
kirli pencereyi andınyordu.
!
Göz ucuyla Teresa’nın Aris’ten uzaklaştığını gördü; belli ki aşk
seanslan sona ermişti. Gözlerinden, kendisini ne kadar kırdığı0
10
belli olup olmadığını merak ederek ona baktı.
318
5