Test Drive | Page 285

Yol Thomas’ın düşündüğünden daha uzun sürdü. Yürüdükleri ikinci gece ilerideki kızlar Geçit’in sonuna ulaştıklarını duyurdular. Grubun en arkasından giden Thomas koşarak öne çıktı; bölgenin kuzeyinde ne olduğunu görmek için sabırsızlanıyordu. Öyle ya da böyle, orada kendisini bekleyen kaderi vardı. Kızlar, dağın eteğine inecekleri dik yokuştan yürümeye başla­ madan önce Geçit’in dar vadisinde geniş bir alana yayümış kayaların etrafında toplandılar. Ay, önlerindeki vadinin, koyu mor görünmesine neden oluyordu. Ve oldukça düz. Kilometreler boyunca uzanan boş araziden başka bir şey yoktu. Hiçbir şey. Güvenli bölge olabilecek bir yere dair hiçbir iz yoktu. Ve oradan birkaç kilometre uzaktaydüar. “Belki de göremiyoruzdur.” Thomas bunu kimin söylediğini bümiyordu ama herkesin, kızın neden böyle bir cümle kurduğunu anladığını büiyordu. Umudunu kaybetmemek için. “Evet,” diye ekleyen Harriet’ın ses tonu iyimserdi. “Başka bir yer altı tüneline giriş olabüir. Eminim orada bir yerdedir.” “Sence kaç kilometre kaldı?” diye sordu Sonya. “Başladığımız yeri ve adamın söylediği uzaklığı düşünürsek en fazla on beş,” diye yanıtladı Harriet. “Hatta on, on iki falan olsa ge­ rek. Buraya gelince üzerinde gülen surat olan büyük, güzel bir bina görmeyi umuyordum.” Thomas o sırada karanlığı tarıyordu ama hiçbir şey göremedi. Yalnızca üzerine yıldızlardan perde çekilmiş gibi görünen, ufka uzanan karanlık. Aynca Teresa’dan da hiç iz yoktu. “Pekâlâ,” dedi Sonya. “Kuzeye gitmekten başka bir seçeneğim iz yok. Kolay bir şey beklemememiz gerektiğini bilmeliydik. Belki gün doğumuna kadar dağın eteklerine ulaşabiliriz. Düz arazide uyuruz. 312