Test Drive | Page 286

Diğerleri de ona katıldılar ve tam etrafa yayılmış kaya parçalannln arasından belli belirsiz görünen yoldan yürüyeceklerken Thomas k o n u ş tu . “Teresa nerede?” Harriet ona baktı; ay ışığı, yüzünde soluk bir parlaklık oluşturu­ y ord u . “Artık çok da umurumda değil. İstediği olmayınca tek başına k a ç a c a k kadar büyük bir kızsa bizi bulabilir de. Hadi.” Eğimli ve dönemeçli yolda yürürlerken kuru toprak ve taşlar, a y a k la r ın ın altında çıtırtıyla eziliyordu. Thomas elinde olmadan ar­ k a sın a bakıyor, Geçit’in dar girişinde ve dağda Teresa’dan bir işaret a n y o r d u . Her konuda kafası çok karışıktı ama yine de içinde tuhaf bir şekilde onu görme isteği vardı. Karanlık yamaçlara göz gezdirdi fak at tek görebildiği gölgeler ve ay ışığının yansımalarıydı. Dönüp yürümeye başladığında onu görmediği için neredeyse rahatlamıştı. Grup sessizlik içinde, yolda zikzaklar çizerek dağdan iniyordu. Thomas yine arkadan geliyordu, zihninin bu kadar boş, uyuşmuş olmasma şaşmyordu. Arkadaşlarının nerede oldukları ve kendisini ne gibi tehlikelerin beklediği hakkında hiçbir fikri yoktu. Yaklaşık bir saatlik yürümenin sonunda bacakları yokuş aşağı inmekten yandığı sırada dağda büyük bir alanı kaplayan ölü ağaçla­ rın olduğu bir yere geldiler. Sanki bir zamanlar bu tuhaf düzendeki ağaçlan sulayan bir şelale varmış gibi duruyordu. Hâlâ en arkada olan Thomas ağaçlann uç tarafından geçerken biri adını söyleyince o kadar afalladı ki neredeyse düşecekti. Hızla arkasına dönünce Teresa’yı gördü. Sağ elinde sıkıca mızrağını tu­ tuyordu, yüzü karanlıktaydı. Diğerleri duymamış olmalıydı çünkü yürümeye devam ediyorlardı. “Teresa,” diye fısıldadı. “Ne...” Ne diyeceğini bümiyordu bile. 313