kötü bir şey yaptığını söylemesi ne anlama geliyordu? Kızın düşün
c e l e r in i
kontrol ediyor olabüirler miydi? Thomas’ı artık sevmemesini
sağlayabilirler m iydi?
Bir de dövm esi ve şehirdeki tabelalar vardı. Dövme onu uyar
mıştı; tabelalarsa ona gerçek liderin kendisi olduğunu söylemişti.
Teresa’nın kapısındaki tabela da başka bir uyarıydı.
Yine de silahsızdı ve bir ağaca bağlanmıştı. B Grubu yirmiden
fazla kişiydi ve hepsinin silahı vardı. Çok kolaydı sahiden.
İç geçirerek yemeğini bitirdi ve fiziksel olarak kendini biraz daha
iyi hissetti. Nasıl olduğunu bilmese de her şeyi anlamak üzere oldu
ğunu hissediyordu. Ve mücadeleden vazgeçemeyeceğini.
Harriet ve Sonya’nın minderleri Thomas’a yakındı; uyumaya
hazırlanırken ona kaçamak bakışlar atıyorlardı. Thomas bir kez daha
o suçlu ya da utanmış ifadelerini yakaladı. Bunu hayatı için savaşa
bileceği bir fırsat olarak gördü.
“Aslında beni öldürm ek istemiyorsunuz, değil mi?” Bunu sanki
onlann yalanını yakalam ış gibi bir tonda sormuştu. “Daha önce hiç
birini öldürdünüz m ü?”
Harriet ona sert bir bakış atıp gözlerini battaniyesine çevirdi.
Dirseğinin üzerinde doğruldu. “Teresa’nın anlattıklarına göre biz
Labirent’ten, senin grubundan üç gün önce kaçtık. Daha az kişi
kaybettik ve daha çok Izdırap Veren öldürdük. Sanırım önemsiz bir
çocuğu öldürmek çok zor olmaz.”
“Yaşayacağın suçluluk duygusunu bir düşün.” Bunun onları et
kileyeceğini umuyordu.
“Üstesinden geliriz.” Thomas’a dil çıkardı -gerçekten!- ve başım
indirip gözlerini kapadı.
Sonya ise bağdaş kurup oturmuştu ve hiç uykulu görünmüyordu,
başka seçeneğimiz yok. İSYAN tek görevimizin bu olduğunu söyledi.
295