olabilir miydi? Eğer değilse, Teresa neden ona güvenmesini söyleyip
duruyordu?
Düşünmekten artık odaklanamayacak bir hale geldi. Vücudunda
yaralar açüıyordu ve her yerinin kanam asını önlem enin bir yolunu
bulması gerektiğinin farkındaydı.
Onu dağlar kurtardı.
Dik bir yokuş çıkmaya başladıklarında kızların onu düz zeminde
yaptıkları gibi sürüklemesi zorlaştı. Onu hızla çektiklerinde Thomas
birkaç adım geri kayıyordu, ardından yeniden çekip yeniden kaydı
rıyorlardı. Sonunda Teresa onu omuz ve bacaklarından tutup taşı
manın muhtemelen daha kolay olacağını söyledi. Ve bunu sırayla
yapmaları gerektiğini.
O an Thomas’ın akima bir fikir geldi. “Neden yürümeme izin
vermiyorsunuz!” diye seslendi çuvalın içinden, boğuk ve susuzluktan
çatlamış sesiyle. “Sonuçta süahlannız var, ne yapabilirim ki?”
Teresa onu yandan tekmeledi. “Kes sesini, Thomas. Aptal değiliz
[ çalışıyoruz.”
Teresa’nın ayağı kaburgalarına gelince inlemesini zor bastırdı.
“Ne? Neden?”
“Çünkü bize böyle yapmamız söylendi. Şimdi sus!”
“Ona bunu neden söyledin ki?” diye fisüdadı kızlardan b iri sertçe.
“Ne fark eder ki?” diye karşılık verdi Teresa, Thomas’m duymaması
için çaba sarf etmeyerek. “Zaten onu öldüreceğiz. Ne yapacağımızı
söylediklerim büse ne olur.”
Ne yapacağımızı söyledikleri, diye düşündü Thomas. İSYAN
tarafından.
Başka bir kız konuştu. “Artık onlan çok az görüyorum. Takıp
ediyorlarsa bile şu yanğa ulaşınca bizi bulamazlar. Takip etseler bite290