Test Drive | Page 266

“peki o halde,” dedi Teresa. “Oraya kadar taşıyalım.” Thomas’ı her yanından tutan eller onu havaya kaldırdı. Çuva­ lın içinden görebildiği kadanyla Teresa ve yeni arkadaşlarından üçü aşıyordu. Onu omuzlarına alıp büyük kayaların ve cansız ağaçların arasından yokuşu tırmandılar. Thomas onlann güçlükle nefes aldık­ larını duyabiliyor, ter kokularını alabiliyordu ve sarsıldığı her adımda onlardan daha çok nefret ediyordu. Teresa’dan bile. Son bir kez ona zihninde ulaşmayı denedi, güvenebileceğinden emin olmak istiyordu ama Teresa onu duymadı. Dağdaki uzun yürüyüşleri -arada görev değişimi yapmak için durarak- yaklaşık bir saat sürdü fakat Kayranlılann yanından ayrıl­ dıklarından beri bunun en az iki katı kadar zaman geçmiş olmalıydı. Güneş artık tehlikeli bir yüksekliğe erişmeye başlamıştı; sıcaklık bo­ ğucuydu. Ama devasa bir çıkıntıyı geçip daha alçak bir zemine indik­ lerinde gölgeli bir alana girdiler. Serin hava oldukça rahatlatıcıydı. “Pekâlâ,” dedi Teresa. “Bırakın.” Kızlar anında onu homurtular eşliğinde yere bıraktılar. Thomas bir an nefessiz kaldı ve kızlar düğümleri çözerken güçlükle nefes al­ maya çalıştı. Çuvalı başından çıkardıklarında rahat bir nefes alabildi. Gözlerini kırpıştırarak Teresa ve arkadaşlanna baktı. Hepsi de silahlarını ona doğrultmuştu ve Thomas bunu saçma buluyordu. Bir an için az da olsa cesaretini toplayabildi. “Benim fazla iyi olduğumu düşünüyor olmalısınız. Bıçak ve palalı yirmi kişi karşısında hiçbir şeyi olmayan ben. Kendimi çok özel hissettim.” Teresa mızrağıyla doğruldu. “Bekle!” diye bağırdı Thomas ve Teresa durdu. Teslim olur gibi ellerini kaldırıp yavaşça ayağa kalktı. “Bir şey yapmaya kalkışmaya­ cağım. Beni nereye götürüyorsanız götürün; uslu bir çocuk olup beni öldürmenize izin vereceğim. Zaten yaşamak için hiç nedenim yok.” 291