ı
[
“Beş gün, dostum. Ama zaten bu güneşin aJtında hiçbir korum
a
olmadan dolaşamayız. Konuşacaksın, sonra uyuyacağız, sonra da tüm
gece yürüyeceğiz. Başla hadi.”
“Peki,” diyen Thomas, yokluğunda onların neler yaptığını m
erak
etti ama bunun çok da önemi olmadığını fark etti. “Sorularınızı sona
saklayın, çocuklar.” Kimse gülmeyince, hatta gülümsemeyince öksü
rüp aceleyle devam etti. “Beni gelip alan İSYAN’dı. Sürekli bilincimi
kaybediyordum ama beni bazı doktorlara götürdüler ve tamamen
iyileştirdiler. Bunun olmaması gerektiğini, silahın hiç beklemedikleri
bir şey olduğundan bahsediyorlardı. Kurşun, vücudumda enfeksiyona
neden olmuş ve sanınm henüz ölmemem gerektiğini düşündüler.”
Karşısındakiler boş bir ifadeyle ona bakıyorlardı.
Thomas bunu kabullenmelerinin zor olduğunu biliyordu; tüm
hikâyeyi anlattıktan sonra bile. “Size duyduklarımı söylüyorum.”
Açıklamaya devam etti. Hatırlayabildiği her ayrıntıyı ve başucunda
geçen tuhaf konuşmayı anlattı. Beyin modelleriyle ilgili duyduklarını
ve Adayları. Değişkenlerle ilgili daha fazlasını. İlk duyduğunda hiçbiri
pek bir anlam ifade etmemişti ve şimdi de her şeyi kelimesi kelimesine
hatırlamaya çalışırken daha da mantıksız geliyordu. Kayranlılar -ve
Jorge ile Brenda- tıpkı kendisi gibi şaşkındı.
“Bu her şeyi açıklıyor,” dedi Minho sonunda. “Şehrin her yerin
deki tabelalarda yazan şeyle bir ilgisi olmalı.”
Thomas omuz silkti. “Hayatta olduğuma sevindiğini bilmem ly1
oldu.”
“Hey, eğer lider olmak istiyorsan benim için hava hoş. Hayatta
olmana sevindim”
“Hayır, teşekkürler. Sende kalsın.”
268