j u r n c * L su s rırıc r
Minho karşılık vermedi. Thomas, tabelaların üzerinde bir yük
oluşturduğunu inkâr edemezdi; İSYAN’m, onun lider olmasını iste
mesi ne anlama geliyordu? Ve bu konuda ne yapmalıydı?
Newt, derin düşüncelere dalmış bir ifadeyle ayağa kalktı. “Yani
hepimiz bir şey için potansiyel adaylarız. Ve belki de yaşadığımız
tüm bu saçmalığın sebebi yeterince iyi olmayanlan ayıklamak. Ama
nedense şu paslı kurşunlu silah olayı... normal testlerin bir parçası
değildi. Ya da Değişkenler’in, her neyse. Eğer Thomas ölecekse bu,
lanet bir enfeksiyon yüzünden olmayacak.”
Thomas dudaklarını büzüp başıyla onu onayladı. Müthiş bir
özet olmuştu.
“Bu da bizi izledikleri anlamına geliyor,” dedi Minho. “Tıpkı
Labirent’te yaptıkları gibi. Buralarda hiç bıçak böcek gören oldu mu?”
Birkaç Kayranlı başlannı iki yana salladı.
“Bıçak böcek de neyin nesi?” diye sordu Jorge.
“Labirent’te bizi kameralarla gözetleyen küçük, mekanik, ker
tenkele gibi bir şey.”
Jorge gözlerini devirdi. “Tabii ki. Sorduğum için kusura bakma.”
“Labirent kesinlikle bir tür iç mekândı,” dedi Aris. “Ama burada
bir şeyin içinde olmamız imkânsız. Ama uydu ya da uzun menzilli
kamera falan kullanıyor olabilirler.”
Jorge boğazını temizledi. “Thomas’ı bu kadar özel kılan nedir?
Şehirde onun gerçek lider olduğunu söyleyen tabelalar, hasta oldu
ğunda bir anda üzerimize çullanıp onu kurtarmalar.” Thomas’a baktı.
“Kötü biri gibi görünmek istemiyorum, muchacho, yalnızca merak
ediyorum. Seni diğer arkadaşlarından daha iyi yapan nedir?”
“Ben özel değilim,” dedi Thomas ama kendisi de bir şey sakladı
ğını biliyordu. Sadece bunun ne olduğunu bilmiyordu. “Ne dedikle
rini duydun. Burada bir sürü şekilde ölebiliriz ama silahla ölmek bu
269