Test Drive | Page 244

James Dashner Çocuklar barınağa girdiler; Thomas onlara defalarca her şeyi içeride açıklayacağını söyledi. Brenda onu bulup yanından yürüdü, ¿jna elini uzatmadı ve Thomas endişeyle kanşık bir rahatlama his­ setti. Kız hiçbir şey söylemedi ve Thomas da konuşmadı. Delilerin sefil şehri birkaç kilometre uzakta, tüm haraplığı ve çılgınlığıyla güneyde kalıyordu. Hiçbir yerde hastalıklı insanlardan bir iz yoktu. Kuzey yönünde dağlar belli belirsiz görünüyordu, yaklaşık bir gün uzaklıktaydılar. Sarp ve cansız duran dağlar kahverengi, sivri uçlu zirvelerle göğe uzanıyordu. Kayalıklardaki çukurlar, sanki bir dev günlerce büyük baltasıyla tüm öfkesini dağlardan çıkarmış gibi görünmelerine neden oluyordu. Barınağa geldiler. Kereste, çürümüş kemikler gibiydi. Sanki yüzlerce yıldır orada duruyormuş hatta belki dünya mahvolmadan önce bir çiftçi yapmış gibiydi. Onca şeye nasıl direndiğiyse bir soru işaretiydi. Ama bir kibritle saniyeler içinde küle dönüşebilirdi. “Pekâlâ,” dedi Minho, gölge olan yerin en uç kısmını işaret ede­ rek. “Orada otur, rahatla ve konuşmaya başla.” Thomas bu kadar iyi hissettiğine inanamıyordu; yalnızca om­ zunda belli belirsiz bir ağn vardı. Artık vücudunda ilaç olduğunu da sanmıyordu. İSYAN’m üzerine saldığı doktorlar her kimse, işlerinde oldukça iyüerdi. Oturup herkesin sıcak ve tozlu zeminde bağdaş kura­ rak oturup yerleşmesini bekledi. Kendini, ders anlatmaya hazırlanan ilkokul öğretmeni gibi hissetti; bu da geçmişinden gelen bulanık bir görüntüydü. En sona kalan Minho, Brenda’nm yanına oturdu. “Hadi bize o koca uzay gemisinde uzaylılarla yaşadığın maceraları anlat.” Buna emin misin?” diye sordu Thomas. “Dağlan geçip güvenli bölgeye ulaşmamız için kaç günümüz kaldı?” 267