Minho omuz silkip cevap vermesi için Newt’e baktı.
“Kaçmış olmalı; birkaçının kaçmasına engel olamadık.”
“Neden?” diye sordu Minho. “Seni endişelendiriyor mu?”
Thomas etrafına bakındı, daha da kısık sesle, “Tabancası vardı.
Bıçaktan daha kötü bir şeye sahip olduğunu gördüğüm tek kişi. Ve
pek de iyi biri sayılmazdı,” diye açıkladı.
“Kimin umurunda?” dedi Minho. “Bir saat içinde bu aptal şe
hirden çıkacağız. Aynca artık gitmemiz lazım. Şimdi.”
Bu, Thomas’ın günlerdir duyduğu en iyi fikirdi. “Tamam. O geri
gelmeden buradan gitm ek istiyorum.”
“Dinleyin!” diye seslendi Minho kalabalığa. “Şimdi gidiyoruz. Bizi
takip etmezseniz bir sorun yaşamazsınız. Takip ederseniz, ölürsünüz.
Gayet basit bir seçim, öyle değil mi?”
Thomas, M inho’nun liderliği nasıl ve ne zaman Jorge’den geri
aldığını merak etti. Omzunun üzerinden yaşlı adama doğru baktı ve
Brenda’nm onun yanında sessizce durup yere baktığını gördü. Onu
gerçekten öpmek istemişti. Ama nedense aynı zamanda da iğrenmişti.
Belki ilaç yüzündendi. Belki de Teresa. Belki de...
“Hey, Thomas!” Minho ona bağırıyordu. “Dostum, uyan! Gi
diyoruz!”
Birkaç Kayranh çoktan gün ışığına çıkmıştı. İlacm etkisi ne kadar
sürmüştü? Bir gün mü? Yoksa sabahtan beri yalnızca birkaç saat
mi? Çocukları takip etmek için ilerledi, Brenda’nm yanında durup
onu hafifçe itti. Bir an için kendileriyle gelmeyeceğinden endişelenmişti ama kız kapıdan çıkmadan önce yalnızca birkaç saniyeliğine
tereddüt etmişti.
Thomas ve Brenda dışında herkes çıkana kadar Minho, Newt
ve Jorge kapıda silahlarıyla tetikte beklediler. Thomas üç çocuğun
çıkarken bıçaklarını yavaşça ileri geri sallamalarını izledi. Ama kimse
253