oldukları söylenem ez. Çok yakında bizi alaşağı edebileceklerini dü
şünmeye başlayabilirler. Akşam dan kalm a hallerinden kurtulduktan
sonra.”
Thomas bu kez yavaşça ayağa kalktı. Başındaki ağn durmadan
vurulan davul gibi beyninde yankılanıyor, her güm sesiyle göz be
beklerini arkadan itiyor gibi hissettiriyordu. Etrafındaki her şeyin
dönmesi bitene kadar gözlerini kapadı. Derin bir nefes alıp Minho’ya
baktı. “İyi olacağım .”
Minho ona gülüm sedi. “Aferin. H adi.”
Thomas arkadaşının peşinden merdivenlere doğru ilerledi.
Brenda’nm arkasında duraksadı am a bir şey demedi. Minho, Onun
nesi var? dercesine b ir bakış attı fakat Thom as hafifçe başını salla
makla yetindi.
Minho om uz silkip yu kan çıkm aya koyuldu ama Thomas bir
süre Brenda’yla geride kaldı. Kız, henüz gitmek istemiyor gibi görü
nüyordu. Ve ona bakm ayı da reddediyordu.
“Özür dilerim ,” dedi Thom as, bayılmadan önceki sert sözlerinden
pişmanlık duyarak. “Sanırım biraz kötü bir şey...”
Brenda ona sert b ir bakış attı. “Sen ve laz arkadaşın umurumda
mı sanıyorsun? H er şey kötüye gitm eden önce sadece dans edip
biraz eğlenm eye çalışıyordum . N e sandın, sana âşık olduğum u fa
lan mı? Senin D eli gelinin olm am ı teklif etmeni beklediğim i mi?
Büyü biraz.”
Sözleri o kadar hiddet doluydu ki Thomas ondan tokat yem iş
gibi birkaç adım geriledi. Cevap vermeye fırsat bulamadan, Brenda
yukarıda gözden kayboldu, sert ayak sesleri ve iç geçirmeleri duyu
luyordu. Teresa’yı hiç o anki kadar özlememişti. Bir hevesle zihninde
ona seslendi. Am a Teresa hâlâ yoktu.
251