James Dashner
'Thomas daha yeni başlamış olmasına rağmen aklı karman çormandı.
Böyle bir hikâye nasıl anlatılırdı ki? “Sanırım İSYAN’dandı. Bizi bir
teste ya da deneye tabi tutuyorlar. Her şeyi tam olarak bilmiyorum.
Hafızamız silindi. Ben bazı anılarımı hatırladım ama hepsini değil.”
Sanşın başta tepki vermedi, yalnızca Thomas’a baktı. Bakışları
neredeyse içinden geçip duvara odaklanmıştı. “Ben avukattım. Işıl’dan
ve hastalık her şeyi mahvetmeden önce. Biri yalan söylediğinde an
lanın. İşimde çok, çok iyiydim,” dedi sonunda.
Thomas tuhaf bir şekilde rahatlamıştı. “O zaman benim yalan
söylemediğimi...”
“Evet, biliyorum. Her şeyi duymak istiyorum. Konuşmaya başla.”
Thomas anlattı. Neden bilmiyordu ama sorun olmayacak gibi
hissediyordu. İçgüdüleri ona bu Deliler’in de diğer herkes gibi olduğunu
söylüyordu; Işıl’a yenik düşüp korkunç son yıllarını yaşamaları için
buraya gönderilmişlerdi. Onlar da bir yolunu bulup oradan çıkmaya
çalışıyorlardı; tıpkı herkesin yapabüeceği gibi. Ve her yerde adı yazılı
olan biriyle tanışmak mükemmel bir adımdı. Thomas onlann yerinde
olsa aynı şeyi yapardı. Silah ve bantlar olmadan.
Daha bir gün önce Brenda’ya hikâyenin çoğunu anlatmıştı ve
şimdi de aynılarını tekrarlıyordu. Labirent, kaçışları, yatakhane. Alev’i
geçme görevi. Sonunda kendilerini bekleyen tedaviyi vurgulayarak
oldukça önemli bir şey olarak bahsetmeye özen gösterdi. Şehri geçme
lerine Jorge artık yardım edemeyeceği için belki bu insanlarla yeniden
başlayabilirdi. Diğer Kayranlılarla ilgili endişesinden de bahsetti ama
onlan -ya da bir grup kızı- görüp görmediklerini sorduğunda aldığı
yanıt hayır oldu.
Bu defa da Teresa hakkında fazla konuşmadı. Ondan bahset
menin onu nasıl tehlikeye sokabileceğini bilmese de bu riski almak
istemiyordu. Brendayla ilgili de biraz yalan söylemişti. Doğrudan
245