i s u u ı r c r ıı . s \ ı c v l s c n c y ı e r ı
yalan söylememişti ama başından beri onun da kendisiyle birly^
olduğunu söylemişti.
e
Sokakta onlarla karşılaştığı ana kadar gelince derin bir «
n fe
es
alıp sandalyesinde kıpırdandı. “Şu bandı artık lütfen çıkanr mısınız?»
Uzun ve Çirkinin elinin hareketi dikkatini çekti ve baktığı^
oldukça keskin ve parlak bir bıçak gördü. “Ne düşünüyorsun?” djye
sordu Sarışın’a.
“Tabu, neden olmasın?” Thomas’m konuştuğu süre boyunca sura
tında hikâyesine inanıp inanmadığım gösteren hiçbir ifade oluşmamıştı
Uzun ve Çirkin omuz silkerek ayağa kalktı ve Thomas’a doğru
ilerledi. Tam eğilip bıçağını uzatmıştı ki yukanda bir gürültü koptu.
Tavandan ayak sesleri yankılandı ve birileri çığlık attı. Ardından sanki
yüz kişi birden koşuyormuş gibi sesler gelmeye başladı. Telaşlı ayak
sesleri, zıplamalar, daha fazla gümleme. Daha fazla çığlık.
“Başka bir grup bizi bulmuş olmalı,” diyen Sanşın’ın aniden rengi
atmıştı. Ayağa kalkıp kapıya yöneldi ve diğer ikisine de kendisini
takip etmeleri için başıyla işaret etti. Birkaç saniye sonra merdiven
lerden çıkıp karanlıkta gözden kayboldular. Bir kapı açüıp kapandı.
Yukarıdaki kaos devam ediyordu.
Tüm bu olanlar Thomas’m ödünü patl