Tanrım, bu adamlar gerçekten deliriyorlar, diye düşündü Thomas. Sol tarafında homurdanma duyunca o tarafa baktı. Odanın bir
köşesinde Brenda vardı ve o da Thomas gibi sandalyeye bağlanmışta.
Fakat ağzı da bantlıydı. Thomas onun bayümadan önce daha çok
mücadele edip etmediğini merak etti. Daha yeni uyanıyordu ve üç
Deli’yi görünce sandalyesinde kıpırdanıp inlemeye başladı. Gözleri
öfkeyle parlıyordu.
Sanşın, bir anda elinde beliren tabancasıyla kıza nişan aldı. “Kes
sesini! Kes yoksa beynini dağıtırım!”
Brenda durdu. Thomas onun titremesini ya da ağlamasını bekli
yordu. Ama Brenda ikisini de yapmayınca Thomas bunu düşündüğü
için kendini aptal gibi hissetti. Kız çoktan ne kadar güçlü olduğunu
kanıtlamışta.
Sanşın, tabancayı yanma indirdi. “Böyle daha iyi. Yüce Tannm,
orada çığlık atmaya başladığında onu öldürmeliydik. Ya da ısırdığında.”
“Çocukla birlikte,” dedi Atkuyruğu. “Onu henüz öldüremeyiz.”
Sarışın karşıdaki duvarın kenarından bir sandalye çekti ve Thomas’m
birkaç adım önüne oturdu. Diğerleri de saatlerdir bunu bekliyormuş
gibi rahatlamış bir ifadeyle onun yaptığım yaptılar. Sanşın, tabancasını
Thomas’ı gösterir bir şekilde bacağına koydu.
“Pekâlâ,” dedi adam. “Konuşacak çok şeyimiz var. Saçmalıklarla
vakit kaybedemem. Bana kafa tutarsan ya da cevap vermezsen seni
bacağ Ź