Aradaki mesafeyi kısa sürede kapadı. Çakıllı zeminde ayakka
bısından çıkan sesler sessizliği bozuyordu. Çölün nemli kokusunu
ve uzaklardan gelen yanık kokusunu içine çekti ve binanın yanında
duran kıza bakarken artık emindi. Belki vücudunun ya da başının
şeklindendi. Belki duruşu, kollannı önünde birleştirmesi ve bir yana
doğru hafifçe eğilerek kalçasının diğer yana doğru çıkmasıydı. Fakat
biliyordu.
Bu, oydu.
Teresa’ydı.
Thomas onun birkaç adım önünde durduğunda loş ışık kızın
yüzünü aydınlattı ve kız bir kapıdan içeri girip küçük yapının içinde
gözden kayboldu. Uzun, dikdörtgen yapının ortasında hafifçe kalkık
çatı vardı. Thomas’ın gördüğü kadarıyla hiç pencere yoktu. Köşelerde
büyük, siyah küpler asılıydı; hoparlör olabüirlerdi. Belki de çığlık
sesi bunlardan geliyordu, gerçek değildi. Bu, sesi o kadar uzaktan
duymalarını açıklardı.
Ahşap bir plaka olan kapı sonuna kadar açılmış, duvara dayan
mıştı. İçerisi dışarıdan daha karanlıktı.
Thomas ilerledi. Kapıdan geçerken bu yaptığının ne kadar teh
likeli ve aptalca olduğunu düşündü. Fakat o, Teresa’ydı. Her ne ol
duysa, kaybolmasının sebebi her neyse ve Thomas’la zihinden üetişim
kurmayı reddetse de kızın, ona zarar vermeyeceğini büiyordu. Asla.
İçerinin havası belirgin bir şekilde daha soğuktu, hatta biraz
nemliydi. Harika bir histi. Üç adım attıktan sonra durup karanlığı
dinledi. Kızın nefes alıp verişini duyabüiyordu.
“Teresa?” diye seslendi, onunla zihninde konuşma isteğini bir
kenara iterek. “Teresa, neler oluyor?”
Teresa cevap vermedi fakat Thomas nefes aldığını ve burnunu
Çektiğini duydu; sanki ağlıyordu ve bunu Thomas’tan saklamak is
tiyordu.
127