“Hayır,” diyorum. “Farkında olsaydım sence dudaklarımı
parçalar mıydım?”
Tori birkaç saniye beni süzüyor, sonra dudağındaki halkayı
hafifçe dişleyip “Tebrikler,” diyor. “Sonucun Fedakarlık topluluğunu gösteriyor.”
Başımı sallıyorum, ama Fedakarlık kelimesi, boğazıma dolanan bir ilmek gibi.
“Hoşuna gitmedi mi?” diye soruyor.
“Topluluk üyelerimin hoşuna gidecek.”
“Ben onları sormadım, seni sordum.” Tori’nin dudakları ve gözleri, uçlarında minik ağırlıklar varmış gibi çöküyor.
Hüzünlü bir şey söylemiş gibi görünüyor. “Burası ses geçirmez
bir oda. Burada bana istediğini söyleyebilirsin.”
Bu sabah daha okula gelmeden, adaylık testinde karşıma
çıkan seçeneklerin nereye varabileceğini biliyordum. Silah yerine yiyecek seçmiştim. Küçük bir kızı kurtarmak için, kendimi bir köpeğin önüne atmıştım. Bu seçimleri yaptıktan sonra
testin sona ereceğini ve bir Fedakar olacağımı biliyordum. Ve
babam başından beri bana yol göstererek, şimdiye kadar adaylık testimin her anını kontrol etmeseydi ne tür seçimler yapmış olabileceğimi hiç bilmiyorum. Hem ne bekliyordum ki?
Hangi topluluğu istiyordum?
Hangisi olursa… Fedakarlık dışında hangisi olursa.
“Hâlimden memnunum,” diyorum kararlılıkla. Tori’nin
söyledikleri umurumda değil; burası güvenli bir oda falan de6