“Bu çocuğu doğuramam,” dedi belli belirsiz bir sesle. Kelimelerine
büyük bir çaresizlik eşlik ediyordu. Dilinin ucuna kadar gelen her bir
kelime içinin ayazıyla titreyip öyle süzülüyordu dışarı. Sesi titriyordu
kadının.
“Sana geçen sefer de söyledim, beni anlaman bu kadar mı zor? Benden
evlilik dışı bir çocuğu doğurmamı nasıl beklersin?”
Geceden beri düşünüyordu Selim. Bunları duyacağını tahmin etmek
zor olmamıştı adam için. Yıllar boyu göz ardı ettiği pek çok gerçekle
yüzleşmişti ardında bıraktığı birkaç saatte. Gidip kadının yanına oturdu
usulca. Vereceği tepkiden çekinerek ellerini tuttu.
“O konuda endişe etme,” dedi, “evleneceğiz.”
Duydukları Selma’yı biraz olsun şaşırtmadı, sadece kalbini paramparça
etti. Ne bekliyordu ki zaten? Selim’in çekip gitmesine izin vermeyeceğini
bilmiyor muydu? Ellerini adamın ellerinden çekip “Bana biraz olsun
saygı duymuyorsun değil mi?” dedi. Sesindeki acıyı bastırmaya
çalışmamıştı