Test Drive | Page 11

Adamın ısrarcılığı Selma’nın öfkesini bilemekten başka işe yaramadı. Genç kadın başını kaldırıp “Ne oldu, birden beni önemsemeye mi karar verdin?” diye sordu adamı iğneleyerek. Akşamı saymazsa onu ilk kez bu denli öfkeli görüyordu Selim. Her geçen dakika kadını ikna edememekten daha çok korkuyordu. Selma banyodan çıkarken öfkeyle adama dönüp elini uzattı: “Anahtarları ver Selim!” Adam kadını duymamış gibi gidip koltuğa oturdu. Selma’nın ise pes etmeye niyeti yoktu. “Lanet olsun, beni sinirlendirmekten zevk mi alıyorsun? Ver şu anahtarları!” Selim kadının öfkesini umursamıyormuş gibi görünüyordu. Onun tüm hırçınlığına inat, gayet sakin bir edayla kadına dönüp “Acele etmene gerek yok zaten yarım saate çıkacağız birlikte; şimdi otur ve biraz sakinleş lütfen,” dedi. Adamın rahat tavrı Selma’yı sakinleştirmek bir yana daha çok hırçınlaştırıyordu. “Nereye gidecekmişiz bir-lik-te?” diye sormadan edemedi genç kadın. Selim her sabah izlediği haber kanalını açarken tek kelimeyle yanıtladı kadını: “Doktora” Salonda yükselen televizyon sesi şaşkına çevirdi Selma’yı. O bu kadar sinirlenmişken Selim sahiden haber mi seyredecekti yani? Adamın rahatlığını anlamakta zorlandı genç kadın. “Benim yarım saat sonraya randevum var zaten, doktor kürtaj için bekliyor” Sırf karşısındaki adamın asap bozan sükûnetini yerle bir etmek için, en zayıf yerinden vurmuştu Selma. Selim’in bu söylediğine tepkisiz kalması mümkün değildi. Hamlesi yerini bulmuştu nitekim. Kadın cümlesini bitirir bitirmez Selim öfkeyle Selma’ya döndü. “Bu çocuğu doğuracaksın! Aksi söz konusu bile değil, çıkar aklından. Aynı cümleleri kurup beni öfkelendirme. Dün de söyledim bana pişman olacağım şeyler yaptırma!” Elindeki kumandanın kapatma düğmesine basıp, hırsla karşı duvara fırlattı. Bir şeyleri kırıp dökme isteğine gem vuramıyordu artık. Kendini sakin kalmaya zorladığı her defasında Selma yeniden sınıyordu sınırlarını. En beteri de içten içe kadına mani olamamaktan korkuyor olmasıydı. Doğrulup dirseklerini dizlerine dayadı adam. Başını ellerinin arasına yerleştirip parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. Kumandanın duvara çarpıp yere düşerken çıkardığı sesi duyar duymaz gidip adamın karşısındaki koltuğa oturdu Selma. En az Selim kadar yorgun görünüyordu o da, ki onun içinde verdiği savaş Selim’inkinden çok daha çetindi. Adamın onu anlamasını ummuyordu Selma. O umudu yıllar evvel tüketmişti.