Adamın ısrarcılığı Selma’nın öfkesini bilemekten başka işe yaramadı.
Genç kadın başını kaldırıp “Ne oldu, birden beni önemsemeye mi karar
verdin?” diye sordu adamı iğneleyerek.
Akşamı saymazsa onu ilk kez bu denli öfkeli görüyordu Selim. Her
geçen dakika kadını ikna edememekten daha çok korkuyordu.
Selma banyodan çıkarken öfkeyle adama dönüp elini uzattı:
“Anahtarları ver Selim!”
Adam kadını duymamış gibi gidip koltuğa oturdu. Selma’nın ise pes
etmeye niyeti yoktu.
“Lanet olsun, beni sinirlendirmekten zevk mi alıyorsun? Ver şu
anahtarları!”
Selim kadının öfkesini umursamıyormuş gibi görünüyordu. Onun tüm
hırçınlığına inat, gayet sakin bir edayla kadına dönüp “Acele etmene
gerek yok zaten yarım saate çıkacağız birlikte; şimdi otur ve biraz
sakinleş lütfen,” dedi.
Adamın rahat tavrı Selma’yı sakinleştirmek bir yana daha çok
hırçınlaştırıyordu.
“Nereye gidecekmişiz bir-lik-te?” diye sormadan edemedi genç kadın.
Selim her sabah izlediği haber kanalını açarken tek kelimeyle yanıtladı
kadını: “Doktora”
Salonda yükselen televizyon sesi şaşkına çevirdi Selma’yı. O bu kadar
sinirlenmişken Selim sahiden haber mi seyredecekti yani? Adamın
rahatlığını anlamakta zorlandı genç kadın.
“Benim yarım saat sonraya randevum var zaten, doktor kürtaj için
bekliyor”
Sırf karşısındaki adamın asap bozan sükûnetini yerle bir etmek için, en
zayıf yerinden vurmuştu Selma. Selim’in bu söylediğine tepkisiz kalması
mümkün değildi. Hamlesi yerini bulmuştu nitekim. Kadın cümlesini
bitirir bitirmez Selim öfkeyle Selma’ya döndü.
“Bu çocuğu doğuracaksın! Aksi söz konusu bile değil, çıkar aklından.
Aynı cümleleri kurup beni öfkelendirme. Dün de söyledim bana pişman
olacağım şeyler yaptırma!”
Elindeki kumandanın kapatma düğmesine basıp, hırsla karşı duvara
fırlattı. Bir şeyleri kırıp dökme isteğine gem vuramıyordu artık. Kendini
sakin kalmaya zorladığı her defasında Selma yeniden sınıyordu
sınırlarını. En beteri de içten içe kadına mani olamamaktan korkuyor
olmasıydı. Doğrulup dirseklerini dizlerine dayadı adam. Başını ellerinin
arasına yerleştirip parmaklarını saçlarının arasından geçirdi.
Kumandanın duvara çarpıp yere düşerken çıkardığı sesi duyar duymaz
gidip adamın karşısındaki koltuğa oturdu Selma. En az Selim kadar
yorgun görünüyordu o da, ki onun içinde verdiği savaş Selim’inkinden
çok daha çetindi. Adamın onu anlamasını ummuyordu Selma. O umudu
yıllar evvel tüketmişti.