Test Drive | Page 4

Hani demiştin ya “Ben seni kalbimle sevdim mavişim.” diye… Aşkım… Onca şeye rağmen… kalbinle sevdin de, bir o bakmaya kıyamadığım kara gözlerinle sevemedin mi beni? Oysa ben… güzel sözcükler içeren sevgi sözleri beklemedim ki senden… sadece sev istedim, kuru kuru sev, o kadarı da yeterdi. Ben daha görmezken aşkla bakan gözlerini sevdim. Sadece onları sevmeyi sevdim. Hepsini onlarsız yaşadım da, bir seni sensiz yaşayamıyorum… Olmuyor… Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum... Ağır geliyor kestiğin bedel; dayanamıyorum…” Titrek parmakları gönder butonunu tıkladı. Yarım kalmıştı belki her şey gibi, o da yarım. O’na bebeğini böyle söyleyemezdi. Yine de umutla bekledi, gelecekti biliyordu. Kalbi gelecek diye haykırıyordu, ya mesajı ya da...! Arda, oturduğu koltukta kasılmış bedeniyle huzursuzca yayılmış, elinde sımsıkı tuttuğu kumandayla, televizyon ekranına donukça bakmaya çalışıyordu. Ekranda o çok sevdiği Beşiktaş’ın maçı vardı ama bir türlü zevk almıyordu. Kaygılı gözleri dalgın, ağırlaşmış yüreği yaralıydı. Bakışları sehpanın yanına kaydı. Ayhan, yerde oyuncaklarıyla oynuyordu. Gene hırçın ve agresifti. Sürekli oyuncaklarına vuruyordu. Gözle rini bir süre onun üstünde gezdirdi. Ufacık bir logoyu, nereye koyacağını kestiremiyordu. Yanındaki kadının varlığını bile unutmuştu! Pınar, sinsice yaklaştı. Arkasından yılan gibi kıvrılarak sarıldı. Edepsiz ellerini ayartan bir tutumla önce omuzlarında, sonra göğsüne doğru gezdirerek dolaştırmaya başlayınca, zaten kafasını veremediği maçı izlemeyi bırakıp başını çevirdi. Bakışları kısacık bir an halının üstünde oynayan çocuğa kaydı. Ona çaktırmadan, eliyle sıkıca genç kadının bileğini tutup, canını yakasıya sıktı. Dokunmaya nasıl cüret ederdi? Hiddetli gözleri kadının bakışlarıyla buluştuğunda, anlamıştı isteğini arzuyla yanan kahverengi gözlerden. Tiksindi onun bakışlarından. Burnuna gelen kokusundan nefret etti. Bir insan, nasıl bu kadar gurursuz ve haysiyetsiz olurdu! Şimdi Hazal gitti diye, meydanın kendisine kaldığını mı sanıyordu? Kadın dudaklarını yaladı. Gözlerini Arda’nın dolgun dudaklarına kilitleyerek, edepsizce baktı. Arda ona istediğini vermek için eğildi. Dudaklarına, daha dudakları yeni buluşmuştu ki, eliyle gırtlağını kavrayıp, sıkıca geriye ittirdi. Kadın nefes alamıyordu. Arda baygın bir hiddetle bakıp, dişlerinin arasından çıkan hırıltılı sesiyle, “Sakın…