Hani demiştin ya “Ben seni kalbimle sevdim mavişim.” diye…
Aşkım… Onca şeye rağmen… kalbinle sevdin de, bir o bakmaya kıyamadığım
kara gözlerinle sevemedin mi beni? Oysa ben… güzel sözcükler içeren sevgi sözleri
beklemedim ki senden… sadece sev istedim, kuru kuru sev, o kadarı da yeterdi. Ben
daha görmezken aşkla bakan gözlerini sevdim. Sadece onları sevmeyi sevdim. Hepsini
onlarsız yaşadım da, bir seni sensiz yaşayamıyorum… Olmuyor… Bu aşkı tek kalpte
taşıyamıyorum... Ağır geliyor kestiğin bedel; dayanamıyorum…”
Titrek parmakları gönder butonunu tıkladı. Yarım kalmıştı belki her şey gibi, o da
yarım. O’na bebeğini böyle söyleyemezdi. Yine de umutla bekledi, gelecekti biliyordu.
Kalbi
gelecek diye haykırıyordu, ya mesajı ya da...!
Arda, oturduğu koltukta kasılmış bedeniyle huzursuzca yayılmış, elinde sımsıkı
tuttuğu kumandayla, televizyon ekranına donukça bakmaya çalışıyordu. Ekranda o çok
sevdiği Beşiktaş’ın maçı vardı ama bir türlü zevk almıyordu. Kaygılı gözleri dalgın,
ağırlaşmış
yüreği
yaralıydı.
Bakışları
sehpanın
yanına
kaydı.
Ayhan,
yerde
oyuncaklarıyla oynuyordu. Gene hırçın ve agresifti. Sürekli oyuncaklarına vuruyordu.
Gözle rini bir süre onun üstünde gezdirdi. Ufacık bir logoyu, nereye koyacağını
kestiremiyordu.
Yanındaki kadının varlığını bile unutmuştu! Pınar, sinsice yaklaştı. Arkasından
yılan gibi kıvrılarak sarıldı. Edepsiz ellerini ayartan bir tutumla önce omuzlarında, sonra
göğsüne doğru gezdirerek dolaştırmaya başlayınca, zaten kafasını veremediği maçı
izlemeyi bırakıp başını çevirdi.
Bakışları kısacık bir an halının üstünde oynayan çocuğa kaydı. Ona çaktırmadan,
eliyle sıkıca genç kadının bileğini tutup, canını yakasıya sıktı. Dokunmaya nasıl cüret
ederdi? Hiddetli gözleri kadının bakışlarıyla buluştuğunda, anlamıştı isteğini arzuyla
yanan kahverengi gözlerden. Tiksindi onun bakışlarından. Burnuna gelen kokusundan
nefret etti. Bir insan, nasıl bu kadar gurursuz ve haysiyetsiz olurdu! Şimdi Hazal gitti
diye, meydanın kendisine kaldığını mı sanıyordu?
Kadın dudaklarını yaladı. Gözlerini Arda’nın dolgun dudaklarına kilitleyerek,
edepsizce baktı. Arda ona istediğini vermek için eğildi. Dudaklarına, daha dudakları yeni
buluşmuştu ki, eliyle gırtlağını kavrayıp, sıkıca geriye ittirdi. Kadın nefes alamıyordu.
Arda baygın bir hiddetle bakıp, dişlerinin arasından çıkan hırıltılı sesiyle, “Sakın…