Test Drive | Page 279

Angel bana kötü kötü baktı ve kollarını havaya kaldırdı, “işler öyle yürümüyor.” Ah, Tanrım. Kurallar vardı, öyle mi? Çöp konteynerinin arkasına konuşlanırken nefes nefese, “ikinizden biri vuruldu mu?” diye sordum. “Sanmıyorum” dedi Mimi. “Sence polislerin buraya gelmesi ne kadar sürecek?” “Dayanabileceğimizden fazla sürecek” dedim dürüstçe. Angel adamın silahını tekmeleyip uzaklaştırmıştı, ama adamın onu bulup olduğumuz yöne yürümesi sadece birkaç saniye sürdü. Şimdi bir çöp konteynerinin arkasına hapsolmuştuk ve kaçacak yerimiz yoktu. Arkamızdaki çitte bir açıklık olup ol madığına bakmak için kadınların yanından geçtim. Şansımız bu konuda da yaver gitmemişti. Çit en az üç metre boyunda olmalıydı. Ve cüruf bloklarından yapıldığından, çok gerileyip koşmadığım takdirde onu delip geçebileceğimden şüpheliydim. Konteynerin üzerine çıkarsak çite tırmanabilirdik, ama bu kendimizi adamın önüne atmak anlamına gelirdi. Ve onda muhtemelen bendekinden çok kurşun kalmıştı. “Üzgünüm, Mimi” dedim. Kadının saklanmasının bir sebebi vardı, bizse kötü adamı ona götürmüştük. Bravo, Charlotte. “Hayır, lütfen üzülme.” Ağlamaya ve kontrol edilemez bir biçimde titremeye başladığında kalbim sıkıştı. “Bunların hiç biri senin suçun değil. Yalnızca benim suçum.” Etrafı çabucak taradım. Şeytani Murtaugh yanımıza varmak üzereydi; silahını kaldırmış, tetikte tutuyordu. Aramızda bir kol mesafesi kalırsa ve adam hiç kıpırdamadan durursa onu vurma şansım olabilirdi. “Yirmi yıl önce doğru şeyi yapsaydım...” Cookie kadına sarıldı ve “Mimi” dedi. Fikrimi değiştiremeden ,380’i kaldırdım ve konteynerin