Test Drive | Page 278

Cookie koşarken gözlerini deli gibi sağa sola çeviriyordu. O kadın gerektiğinde epeyce hızlı hareket edebiliyordu. Ama biz daha altı metre uzaklaşamadan kapı açıldı ve binanın tuğla dış yüzeyine çarptı. Mimi çok yararlı bir çığlık attı. Ne de olsa birileri kulağı sağır eden alarmı işitmemiş olabilirdi. Onlara, “Kaçın” dedim ve dönüp silahımla nişan aldım. Yağmur yüzüme nehir gibi akarken bu sandığımdan çok daha zor oldu. Bir el ateş ettim, adam da tekrar binaya sığınarak Cookie ile Mimi’ye toz olma fırsatı verdi. Ben de çabucak onlara katıldım. Angel yine tavadaki çekirge hareketlerine başlayarak, “Ne yapacağım?” diye sordu. “Ne yapabilirsen, canım.” Adımlarımı hızlandırarak öne geçtim ve kimsesizler yurdu ile yandaki şekerleme imalathanesi arasındaki sundurmaya baktım. Orada birtakım kasa ve kutular vardı, ama onları muhtemelen aşabilirdik ve engeller gerektiği takdirde bizi bir nebze saklayabilirdi. Bunun gerekli olduğu maalesef çok çabuk ortaya çıktı. Bir el ateş edildi ve Mimi ciyaklayarak yere düştü. Kollarıyla başını örttü. Nişan alıp tekrar ateş ettim, ama adam ondan önce iki el daha ateş etmeyi becerdi. Hayatımda ilk kez silahlı çatışmaya giriyordum. Kötü bir adamla sapma kadar hakiki bir silahlı çatışma. Ve görünüşe bakılırsa ikimiz de berbattık. Adamın başına nişan alıp üze rindeki lambayı vurdum. Ve onun neye nişan aldığı konusun da hiçbir fikrim yoktu; tabii şekerleme imalathanesinin pen- cerelerini indirmek bizi alt etme yönünde stratejik bir manevra değildiyse. Cookie ve Mimi saklanmak için yakınlardaki bir çöp konteynerine doğru koştular. Şeytani Murtaugh bize doğru koşarken Angel ona çelme taktı. Adamın silahı yere düştü ve kayarak uzaklaştı. Angel’a, “Silahını al!” diye bağırdım ve Cookie’ye katılmak için sokağın karşısına koştum.