On sekizinci bölüm
İlk denemede başarılı olamazsan, başarısızlık kaderin olabilir.
-
Tişört
insanlar bu hafta bir sebepten -muhtemelen Cadılar Bayramı
yaklaştığı içinbeni balkabağı gibi oymak istiyorlardı. Bıçaklar
prensipte can yakıyordu. Cookie’ye takılıp düşmüş olan Mimi’ye
takılıp öne yığılırken kimseyi vurmamak için Tanrı’ya dua ettim.
Cookie’ye mazeret bulmak gerekirse, yağmur şakır şakır
yağıyordu. Merdivenlerin dibine üst üste yığıldık ve Angel kapıyı
bütün gücüyle itti -Tanrı onun o tuhaf, küçük, çete üyesi ruhunu
kutsasın— ve kapıyı resmen Şeytani Murtaugh’un yüzüne çarptı.
Kapı büyük bir gümbürtüyle kapandı ve bıçak basamaklardan
aşağı yuvarlandı.
“Bravo, Angel! Süperdi!” derken beyni sarsılmış kafamı
Cookie’nin dizine çarptım. Bu ona dersini verirdi.
Angel kızgınlıkla, “Kaçın!” dedi. Birden asabı bozulmuştu.
Üçümüz alelacele ayaklanıp ara sokağın en karanlık bölümüne
koştururken kalbim fazla mesai yapmaya başladı.
Adamın kuşkulandığım gibi, bir silahı varsa, sokağa varmak i çin
koştuğumuz
takdirde
bizi
rahatlıkla
mıhlardı.
Işıklar
bizi
saklayamayacak kadar parlaktı. Bana göre tek çaremiz binanın
etrafını dolaşıp kafeye koşmaktı. Norma’mn kapıları kilitleyecek
bir anahtarı olması için dua ettim. Alarmın da polisi getireceğin i
umuyordum.