Test Drive | Page 255

“Ha, evet” dedi Cookie kıkırdayarak. “Kostümlü prova.” “ikiniz tiyatroda falan mı oynuyorsunuz?” diye sordu Norma, bize mönüyü uzatırken. “Evet, Sahne Evi’nde. Öyle özel bir şey değil.” “Şahane” diyen kadın tezgâh silme işine döndü. “Ben de lisede oyunculuk yapmıştım. Hazır olduğunuzda bana haber verin.” “Sağ ol” dedikten sonra tekrar Cookie’ye baktım. Bogart aramızdaydı. Bana yan yan baktı. Kuşku uyandırmadığımı umarak, “Merhaba” dedim. Adam ağzı kasvetli bir çizgiye dönmüş halde başını bana çevirdi. “Dünyanın onca şehrindeki onca kafe arasında tutup benimkine giriyor.” Kalbim tekledi. Adam Bogart’a çok benziyordu. Cookie’nin onu görememesi beni öldürüyordu. “Buraya ruhumu almaya mı geldin?” diye sordu adam. Iş tanımımı bilmesi beni biraz şaşırtmıştı. “Sakıncası yok sa” diye cevap verdim. Mimi Jacobs’m fotoğrafını çantamdan çıkarıp havaya kaldırdım. “Bu kadını gördün mü?” Adam dönüp Brad’in sipariş penceresinden içeri baktı. “Etrafıma fazla bakmam.” Gülümsedim. “Ama bana baktın.” “Seni görmemek biraz zor.” Adam haklıydı. “Neden geçiş yapmak istemiyorsun?” Adam omuz silkti. “Başka seçeneğim var mı?” “Elbette. Ben ölüm meleği işinin ölüm kısmıyla ilgilenmiyorum. Seni geçiş yapmaya zorlayamam.” Adam bana şaşkınlıkla baktı. “Tatlım, bunu yapabilecek tek kişi sensin.” Adamla tartışacak değildim. “Eh, ama yapmayacağım. Geçiş yapmak istemiyorsan seni zorlamayacağım.” Adamın arkasındaki Cookie’ye baktım. Kadın oturduğu yerden bana bakıyor, performansımı değerlendirir gibi kafa sallı