Reyes kaybolduğunda ardında çalkalanan acı bir boşluk
bıraktı. Sonra birden aklıma bir fikir geldi. Orospu ya da şey...
fahişe. Sinema yıldızı. Bunu niye akıl edememiştim?
“Cookie, acele et, uyan.” Onu dişlerini takırdatacak kadar
sertçe sarstım, sonra doğruca gardırobuna yollandım.
Cookie ok gibi fırladı ve yumruklarını çizgi film karakterleri
gibi kaldırdı. Sarsılmış beynim zonklamıyor olsa gülmekten iki
büklüm olurdum.
Yine de kıkırdamadan edemedim. “Saçların fena dağılmış,
kızım.”
Cookie saçlarını mahcup bir tavırla düzeltti ve gözlerini
kısarak baktı. “Neler oluyor?”
“Aklıma bir fikir geldi.”
“Fikir mi?” Cookie bana bir dakika boyunca, bir eşofman altı
yüzüne çarpmcaya dek dik dik baktı. Kendime engel olamadım.
Ne olacaksa olsun diyerek iki büklüm oldum ve kahkahayı
patlattım. Bunun sebebi çoğunlukla intikamın soğuk yenen bir
yemek olmasıydı. En azından biraz ılımış halde.
Cookie yüzündeki eşofmanı çekip uykulu uykulu kaşlarını
çatarken, “Daha iyi nişan almak için çalışmalısın” dedi.
“Haberin olsun, kusursuz nişan alıyorum.”
İkimiz bizi izleyen polisleri atlatmak için utanç verici bir
teşebbüste bulunarak arka kapıdan çıkıp Misery’ye ulaşmak için
binanın etrafını dolaşırken başım nükleer bir felaketin eşiğinde
gibiydi. Kendimi kötü hissediyordum, ama yanımda polislerle
dolaştığım
takdirde
çabucak
bir
yere
varabileceğimden
şüpheliydim. Çikolatalı Kahve’nin önüne yanaştığımızda Cookie
bana umutlu bir bakış attı. “Bir şey mi kaçırmışız? Yeni kanıtlar
mı buldun?”
“Pek öyle sayılmaz.” Arabadan inmeden önce Cookie’ye doğru
döndüm. “Aklıma bir fikir geldi. Norma ile Brad’e ve