Test Drive | Page 240

da dünya yavaşladı. Garrett inanamıyormuş gibi bana baktı. içinden ikinci bir kurşun geçtiğinde yan tarafına bakarak kurşunun giriş noktasını bulmaya çalıştı. Üçüncü bir kurşuna hedef olduğunda, artık ne yapmam gerektiğini anlamıştım. Arkamızdaki duvarda kurşun geçidi yaşanırken silahlı ateş etmeyi kesip yönünü tersine çevirdi, standart bir tarama hareketi yapmaya başlayınca kurşunlar bana yöneldi. Ben de ayağa kalktım, dizlerimi kilitledim ve bekledim. Garrett çenesi ıstırapla kasılmış halde duvara doğru yığılırken her gelen kurşun dizisi uyduruk duvarların alçıpanım parçaladı, metal lavaboya çarpıp sekti ve kırık dökük mobilyaları kâğıt gibi delip geçti. Oda bir cuma akşamı yastık savaşının talihsiz kurbanına benziyordu. Şeytan’m oğlu ona ihtiyacınız olduğunda neredeydi? Belki de bana hâlâ kızgındı. Belki bu kez gelmeyecekti -şartlı tahliye olmuş adam kalbimi kesip yerinden çıkarmaya karar verdiğinde gelmemişti, ki bu bir ilktiama bu Garrett için göze almaya h azır olduğum bir riskti. iki şeyden birinin olmasını bekledim. Ya hemen oracıkta vurulup öldürülecektim ya da Reyes gelecekti. Günü kurtaracaktı. Yine. Ve bütün bunlar, bütün gürültü ve kaos sona erecekti. Kurşunların sarsıntısını tenimde hissettim ve ses hızından daha büyük bir hızla hareket eden bir nesnenin ısısı sinir uçlarımın paralelinde titreşti. Gözlerimi kapattım ve yumuşak bir sesle fısıldadığımda kurşunların sesinden kendi sesimi duyamadım. “Ray’aziel, seni çağırıyorum.” Bir dizi kurşunun yankısı yanımdan gök gürültüsü gibi geçti. Sonra yeni bir dizi kurşunun yankısı. Yaklaşıyorlardı. Bir sonraki kurşun boynuma isabet edecek, belki şahdamanmı delecekti. Gözlerimi açarak kendimi darbeye hazırladım ve dünya