Test Drive | Page 238

Garrett ipleri kesip beni serbest bıraktığında, bezbebek gibi öne, kollarına düştüm. “Kemiklerim ne cehenneme gitti?” diye sordum. Düz durma işi beni faka bastırmıştı. “Sen ve arkadaşın bunu yapabilirsiniz” dedi Garrett Chao’ya. Benim sorum zaten etkileyiciydi. Başımı kaldırdığımda Bay Chao’nun patronu Frank Smith’i gördüm; kömür grisi takım elbisesi tertemiz ve ütülüydü. Adamın yüzünde, böyle olaylar için yaşıyormuş gibi, büyük bir tebessüm vardı. “Ben Charley’ye göz kulak olmak istiyorum” diye devam etti Garrett. Eğlendiği belli olan Smith, “Altında LEZİZ yazan iç çamaşırın mı var?” diye sordu. “Beni nasıl buldunuz?” Smith başıyla işaret etti. “Bay Chao apartmanının arkasındaki sokakta iki adamın bagajlarına büyük bir şey koyduğunu fark etmiş.” Birden alınarak, “Büyük mü?” dedim. Garrett kalkmama yardım ederken, “Bana telefon etti” de di. “O ne olur ne olmaz diye aracı takip ederken evine bakmamı istedi. Gerçekten de, evde yoktun.” “Seni kaçırdıklarını anlayana dek Bay Chao beni de aramıştı; hepimiz şuradaki tepenin arkasında buluştuk.” Smith paramparça camdan dışarıyı işaret etti. Bense yalnızca sert bir ışık görebildim. “Polisler geliyor” diye ekledi Garrett. Angel üzerimize kurşun yağmadan bir salise önce, endişe li bir sesle, “Charley” dedi. Garrett beni yere, şiltesi bayağı iğrenç görünen bir karyolanın altına itti, diğer iki adam da kendilerini yere attılar. Ses tuhaftı. Tamamen otomatik olan bir silahtan fırlayan kurşunların sesi etrafımızda tıngırtılarla yankılandı. Birbiri ardına