Test Drive | Seite 225

“Peki. Şey, daha önce tanıştık mı?” “Hayır” dedi Amador. Birbirlerine baktılar, başlarını iki yana salladılar, sonra bana dönüp başlarını sallamaya devam ettiler. Pekâlâ. “Şey, o zaman sadede geleyim.” Amador’a bir kez daha kötü kötü baktım. “Reyes Farrow nerede?” Kahretsin, son derece ciddiydim. Ama adamın yüzünde yalnızca hoşnutluk belirince afalladığımı itiraf etmeliyim. “Onun nerede olduğunu bilmiyorum. Yemin ederim.” İkisi birlikte başlarını sallıyorlardı. Bu iş komik olmaya başlamıştı. “Yeter” dedim ellerimi kaldırarak. “Neler oluyor?” Bianca bile kıkırdamamak için kendini zor tutuyor gibiydi. Sinirim öyle bozuldu ki, yumruklarımı belime dayadım. “Bir şey mi kaçırdım? Yani, sizler gerçekten... şey gibi görünüyorsunuz... Ne bileyim, mutlu gibi. Saatin mutlu o lmak için fazla abuk olduğunu hatırlatmama gerek var mı?” “Ah, mutlu değiliz” dedi Bianca mutlu mutlu. Sonra anladım. Daha doğrusu gerçek, karnıma yumruk gibi indi. Kim olduğumu biliyorlardı. “Aman Tanrım, Reyes size benden mi bahsetti?” Başlarını öyle hızlı sallıyorlardı ki, bu başlar neredeyse titreşiyordu. Ve yalan söylüyorlardı. Reyes’m öyle bir şey yapacağına inanamayarak ayağa kalktım ve oturma odalarında volta atmaya başladım, bu arada bir Transformer’a iki kez takılarak tökezledim. Yavaş öğreniyordum. Dişlerimin arasından, “Buna inanamıyorum” dedim. Onlara döndüm. “Size kendisinin ne olduğunu söyledi mi? Ha? Ha? Tabii, söylemedi.” En iyi arkadaşına Şeytan’m pis, aşağılık oğlu olduğunu söylemiş olamazdı. Ah, hayır. Bir iki saniye sonra, ikisinin de güldüğünü fark ettim. Durup onlara bir an baktıktan sonra tekrar koltuğa çöktüm. “Tamam, alınmayın ama... ne oluyor?”