Test Drive | Page 219

“Keşke bilsem. Sana sahte bir e-posta adresi alıp ona mesaj gönderdim. Postalarını arada bir kontrol etmen gerek.” Bana üzerinde kullanıcı adı ile şifre yazan bir kâğıt parçası verdi. Sonra yüzü yumuşadı. “Reyes iyi, Charley. Bundan eminim.” Reyes’m adını duymak bile ciğerlerimdeki havanın boşal masına sebep oldu. Oksijen eksikliğinden yüzüm morarmadan konuyu değiştirmeye karar verdim. Mor bana en çok yakışan bir renk değildi. “Sahibe Kadifeçiçeği çatlağın teki. Ve bence Mimi saklanıyor.” Cookie bana tebessüm etti. “Sana katılıyorum, iki konuda da. Bence Mimi neler olduğunu biliyordu ve isteyerek saklandı.” “Onu bulacağız.” Başımın bir hareketiyle Cookie’ye söz verdikten sonra bir kâse soğuk kahvaltılık gevrek yiyip duş almak için eve yollandım. Bagajdaki Ölü geçiş yaptığı için, sıcak duş alacaktım. Tilki. Tenimin üzerinde kayan bir doku hissettiğimde, yatağıma ne zaman yattığımı bile hatırlayamayacak durumdaydım. Üzerimde sıcak bir şey dolaşıyordu. Bir elektrik akımı. Gözlerim pır pır ederek açıldı, penceremin altında, yerde oturan Bay Reyes Alexander Farrow’a baktım. Reyes beni izliyordu. Cisimsizdi, o yüzden odadaki diğer nesneleri boğan karanlığa rağmen, varlığının her bir akıcı çizgisi görünürd ü; her biri akıl çeliciydi; gözlerimi, okyanusun hipnotize edici dalgaları gibi kendine çekiyordu. O çizgileri hissettim, gözlerimi ovalarda ve aşağıdaki vadilerde gezdirdim. Döndüm, yorganımın içine iyice gömülerek ona baktım. Gerçek sesimin mahmur bir yankısıyla, “Öldün mü?” diye sordum. Reyes, “Fark eder mi?” diyerek sorumu geçiştirdi. Sapık-hayranı Elaine Oake’taki siyah-beyaz fotoğrafta oturduğu gibi oturuyordu; bir bacağını kıvırmış, kolunu üze