On dördüncü bölüm
Bazı kızlar Prada giyer, bazı kızlar da geri tepmesiz yaylı hazne indikatörlü ve
kaydırmaz kabzalı Glock 17 taşır.
-
Tişört
Kısa, şahane bir an için Reyes’m ölü olabileceğini, onu bir
daha göremeyebileceğimi unutur gibi olmuştum. Misery’ye binip
eve gitmek üzere gaza basar basmaz hüzün tekrar üzerime çöktü.
Nefes alıp vermeye ve sırf bunu yapabildiğim için önümdeki
bütün arabaları sollamaya odaklandım. Ofise döndüğümüzde saat
altıyı geçiyordu. Babamı görmeye gitmeye zahmet etmedim.
Hastaneden taburcu olmuş, eve gitmişti, bu da Heights’a sıkıcı bir
yolculuk yapmam gerekeceği anlamına geliyordu ve bir gece
önceki dört saatlik huzursuz uykumun etkisi öğlen sona ermişti.
Onu yarın görebileceğime karar vermiştim. Uzun bir uyku
çektikten sonra.
Cookie biraz daha çalışacaktı, ben çıkarken mesajlara ba kıyordu. Ubie, Cookie’nin arabasının nerede olduğunu ve hâlâ
ifade vermemi istediğini söylediği bir mesaj bırakmıştı. Ben ona
ifade vermemiş miydim? Bu adama hiçbir şey yetmiyordu.
Cookie şüpheyle kaşlarını çatarak, “Eve gidebilecek misin?”
diye sordu.
“Gidebilecek gibi görünmüyor muyum?”
“Gerçeği mi istiyorsun?”
Sırıtarak, “Eve gidebilirim” dedim.
“Tamam. Ya Sahibe Kadifeçiçeği?”
“Sorma.” Başımı hayretle salladım. “O Şeytan’m oğlu lafını
nasıl akıl etti ki?”