laf alamadım. Diğer çocuklar gibi ondan da karışık sinyaller al dım. Sebebini anlayamadığım bir şekilde, tuhaf davra nıyordu.”
Bay Kirsch gerçeği söylüyordu. Ben Hana’nın kayboluşu olayına
nasıl
karışmadıysam,
o
da
karışmamıştı.
“Bazen
çocuklar
vakamızla hiç ilgisi olmayan, başlarını derde sokabile cek başka
şeylerin üstünü örterler. Buna kendi soruşturmalarımda birden
çok kez rastladım.”
Adam başıyla onayladı. “Ben de. Ama aynı şeyi yetişkinler de
yapıyor” dedi sırıtarak.
“Evet, yapıyorlar.” Gitmek üzere ayağa kalktık. “Oğlunuzun
Senato adaylığı için tebrikler, bu arada.”
Adamın gözlerinden yanardöner gurur ışıkları yansıdı. Beni ve
kalbimi saran sıcaklık biraz soldu. Ben haklıysam oğlu katildi.
Adam
gerçeği
iyi
karşılamayacaktı.
Kim
karşılardı
ki?
“Teşekkürler, Bayan Davidson. Yarın oğlum Albuquerque’de
konuşacak.”
Şaşkınlıkla, “Sahi mi?” diye sordum. “Hiç bilmiyord um. Böyle
şeyleri hiç takip edemiyorum.”
Cookie
çenesini
Kıkırdamamaya
biraz
çalıştım.
kaldırıp,
“Üniversite
“Ben
ediyorum”
kampusunda
dedi.
konuşma
yapacak.”
“Evet, öyle” dedi Bay Kirsch. “Maalesef ben gidemeyeceğim,
ama iki gün sonra da Santa Fe’de konuşma yapacak. Ona gitmeyi
umuyorum.”
Ben de öyle umuyordum. Bu, oğlunun parlayışını son görüşü
olabilirdi.
Taos’ta
yemek
Albuquerque’ye
yedikten
ve
döndükten sonra,
üç
saat
süren
Cookie’yle
yolculukla
ikimiz
doğruca
Garrett’m bize verdiği adrese gittik. Garrett çoktan gelmiş, siyah
pikabının içinde bizi bekliyordu. Biz arkasına yanaşırken o da
arabadan indi.
Garrett’m bu sabah ofisimi aniden terk etmesini gerekti