“Amma iş halletmişsin.”
“O da Warren’la aynı şeyleri anlattı. Kocası bunalımdaymış.
Kadm onun sürekli endişeli olduğundan, ona çok tuhaf bir şey
söylediğinden söz etti.”
Kaşlarımı soru sorarcasına kaldırdım.
“Adam ona bazen günahlarımızın affedilemeyecek kadar büyük
olduğunu söylemiş.”
“Ne halt etmiş bunlar?” diyerek sesli düşündüm.
Cookie başını iki yana salladı. “Ha, kadın ayrıca Warren’la
aynı şeyi düşünmüş. Kocasının başkasıyla birlikte olduğunu.
Hesaplarından
büyük
kocasının
başkasıyla
Cookie’ye
alaycı
olmaması,
söyledi.
Kadını,
ilişkisi olmadığına dair temin
meblağlar
ettim.”
alaycı
kimseyle
baktım.
ilişkisi
çekildiğini
“Sırf
olmadığı
Mimi’yle
ilişkisinin
anlamına
gelmiyor.”
“Biliyorum, ama kadının durumu çok kötüydü. Daha fazla acı
çekmesini istemedim. Adamın kimseyle ilişkisi yoktu. Bundan
eminim. Kötü durumlardan bahsetmişken, sen nasılsın?” diye
sordu ve kaşlarını endişeyle çattı.
“Kötü durum mu?” diyerek gücenmiş gibi yaptım, “iyiyim.
Güneş parlıyor, uhu parçalarımı tut uyor. Bir kız daha fazla ne
isteyebilir?”
“Dünyayı ele geçirmeyi?” diye önerdi Cookie.
“Eh, tabii, o da var. Bugün Amber’la konuştun mu?”
Cookie derin derin iç çekti. “Anlaşılan kızım bu hafta sonu
babasıyla kamp yapmaya gidiyor.”
“Ne güzel. Kamp yapmak eğlencelidir” derken neşeli bir sesle
konuşmaya dikkat ettim. Bu düşüncenin arkadaşımı neden
üzdüğünü
biliyordum,
ama
konuşmak
istemedim.
Amber
babasıyla kaldığında Cookie biraz bunalıma girerdi. Aslında cuma
geldiğinde bu değişecekti. Ama şimdi mutluluk dozu hafta
sonundan sonraya kalmıştı. Onun ne hissettiğini biliyordum.
“Sanırım” dedi ifadesiz bir sesle