Test Drive | Page 195

bir şey hissetmiyordum. “Yani Swopes’a söyleyebildin, ama bana söyleyemedin, öyle mi?” “Charley, adamın gerçekten gelip gelmeyeceğini, palavracının teki olup olmadığını bilmiyorduk. Kızının ölümü yüzünden babanı suçluyordu. Caruso polislerden kaçarken kaza yaptı ve kızı öldü. Adamı kovalayan babandı. Adam hapisten çıktığında babana telefon etmeye, bütün ailesini öldüreceğini söylemeye başladı; biz de hepinizin peşine adam taktık. Baban endişelenmeni istemedi.” Bunun yerine, baban o güzel, küçük kafanı buna yormanı istemedi dese de olurdu. Bu, Ubie’nin ağzından duyduğum en şovence şeydi. Ayağa kalkarak onun tam karşısında durdum; biraz olsun yakın olduğum her erkeğin bana son iki haftadır yalan söylemesi beni kudurtuyordu. Parmak uçlarımda yükselerek fısıldadım. “O zaman hepiniz siktirin gidin.” Evrak işlerini boş vererek Cookie’yi, yani beni eve götürecek olan kişiyi aramak için odadan çıktım. Asansörlerin önünde n geçerken kapı açıldı, ablamla burun buruna geldim. Ablam içini çekerek asansörden indi. “Ee, ölmeyeceksin, ha?” dedi. “Her zamanki gibi.” “Babam nasıl?” “Doktor iyileşeceğini söyledi. Başına darbe almış, kaburgaları da zedelenmiş, ama tehlikeli bir şey yok. Bir süre uyanmayacak.” “Peki. Sabah tekrar gelirim.” Ablam dönüp koridorda, benden biraz önde yürümeye başladı; sanki insan içinde benimle görülmek istemiyordu. Öyleyse, ona iyi bir sebep verecektim. içimi çekerek göğsümü tuttum ve duvara yaslandım, hızla nefes alıp vermeye başladım. Aslında hızlı nefes alıp vermez ken öyle yapmaya çalışmak, düşündüğüm kadar kolay değildi. Gemma dönüp bana dik dik baktı. Sıktığı dişlerinin arasından, “Ne yapıyorsun?” dedi.