Test Drive | Seite 194

Cook yanımda beklerken ona, “Uhu gibi kokuyorum” dedim. Kahrolası evrak işleri, doktorun beni yapıştırarak birleştirmekle harcadığı iki dakikadan çok daha uzun sürmüştü. Babamın bana onu tehdit mahkûmdan bahsetmemesine eden, şartlı tahliye sinirlenen Cookie, olmuş “Buna ina - namıyorum” dedi. “Hiçbir şey yapmasa bile, seni kendi güvenliğin için uyarmalı, bir delinin onu ve bütün ailesini öldürmeye niyetli olduğunu senden saklamamalıydı.” Bob Amca yanımıza geldi. “Nasılsın?” “Ah, sen hiç konuşma” dedi, dudakları hayal kırıklığıyla incelen Cookie. “Sen de o adam kadar suçlusun.” Acil odasının diğer ucunda uyuyan, başı sarılı olan babamı işaret etti. Babam bu gece burada gözlem altında tutulacaktı. Bu muh temelen iyi bir şeydi. Cookie çok öfkeliydi. Cookie Bob Amca’ya saldırdığında, üvey annem başını kaldırıp bize baktı. Cidden. Adamın hiç şansı yoktu. “En azından sen onu uyarmalıydın” derken sözlerini vur gulamak için amcamın göğsünü dürttü; amcamın öfkelenece ğini biliyordum. Bir şeyleri parçalayabilir diye yapıştırıcı tüpünü bulmak için etrafıma bakındım. Amcam öfkelenmek yerine başını pişmanlıkla eğdi. “Bizim aklımıza böyle bir şey olacağı...” Cookie, “Aynen öyle” dedi ve kahve aramaya gitti. Yandaki yatakta yatan adam, “Millet, biraz sessiz olur musunuz?” dedi. “Başımdaki dokuz milimetrelik orospu çocuğu gibi zonkluyor.” Bundan şüphem yoktu. Benim kafamda dokuz milimetre lik bir kurşun olsa, muhtemelen canım yanardı. Bob Amca’ya baktım. “Garrett’ı o yüzden mi peşime taktın?” Amcam dudaklarını büzdü. “Birinci sebep oydu.” “Diğeri de Reyes Farrow’un yanıma gelme ihtimaliydi.” “Evet, ikinci sebep.” Ayağa kalktım; o anda erkeklere karşı tiksintiden başka