ce üzerimden attığımı sanıyordum. Anlaşılan atamamıştım. “Öyle
bir hareket etti ki. O...”
“İyi eğitim almış bir özel dedektif gibi miydi?” diye sözünü
kesti Ubie.
Babam gözlerini kırpıştırdı, başka bir şeye odaklanmaya
çalıştı, ama gözleri tekrar tekrar benimkilere kayıp duruyordu ve
bakışlarında binlerce soru vardı.
İlkyardım görevlileri Balık Adam’ı sedyeyle dışarı çıkarıyorlardı, hareketleri kesin ama hızlıydı; adamda pek kan kal mamış olmalıydı, ikinci bir ekip de babamla etrafımızı sardı. Biri
Tehlike ve Will Robinson’ı dürtmeye başlayınca, etime saplanmış
bir bıçakla eğildiğimde göğsümde uzunca bir kesik açılmış
olduğunu fark ettim. Bir dahaki sefere eğilmeden önce bıçağı
çıkaracaktım.
“Dikiş gerekecek” dedi ilkyardım görevlisi.
Neyse ki Cookie o anda polis bariyerini aştı ve beni hastaneye
götürdü. Babam, bu işten sağ salim sıyrılacağımı bildiğini
söylerken ne demek istemişti? Ben saldırıya uğrarken yüzünde
beliren korkulu ifade, öyle bir şeye inanmamı engelliyordu. Ama
cümleyi öyle bir söylemişti ki, neler olacağını olay olmadan çok
daha önce hesapladığını sanırdınız. Bir de yüzündeki ifade vardı.
Bana daha önce hiç öyle bakmamıştı. Bu ifade, üvey annemin
birbirimizi her görüşümüzde yüzüne yerleştirdiği ifadeye rahatsız
edici derecede benziyordu.
Ama içimi kemiren tek şey bu değildi. Reyes hayatımda ilk
kez, hayatımı kurtarmaya gelmemişti. Bu da ya çok öfkeli ya da
ölü olduğu anlamına geliyordu.
Uzun bir bekleyişten sonra, her yerim birbirine süper ya pıştırıcıyla -gerçi doktor ona cerrahi bant demiştitutturulmuş
halde Acil Servis’te oturdum. Kesiklerim şimdiden iyileşiyor
gibiydi ve bu doktorlar ile hemşireleri şaşırtmıştı. Bu yüzden
dikiş atılmamıştı. Yalnızca süper yapıştırıcı.