Test Drive | Page 192

Polis babamı serbest bırakma çabalarına devam ederken babamı kucaklayıp kendime çektim. Neredeyse her santimi bolca koli bandıyla süslüydü. Babam da ben de titriyorduk, gözlerimiz dolu doluydu. Ben ona, “Yaralandın mı?” diye soracaktım ki Bob Amca peşinde bir ilkyardım ekibiyle içeriye daldı. Diz çökerken, “Leland” dedi. Balık Adam’a soğukça, uzun uzun baktı, sonra tekrar bize döndü. “Sinyali almadık.” “Ne sinyali?” dedim; birden kuşkulanmıştım. Babam yere bakarken Ubie açıklama yaptı. “Caruso iki haftadır babanı tehdit ediyordu, bu da şartlı tahliyesini ihlal etti demektir. Nöbet tutsun diye adam bırakmıştık, ama ge lebilir diye bir de sinyal belirlemiştik.” Babam alaycı bir sesle, “Beni şaşırttı diyebiliriz” dedi. “Ah, beni de” diyerek babamın açıklamasına katıldım. “Beni de acayip şaşırttı.” “Bu işten sağ salim sıyrılacağım biliyordum” dedi babam, çaylak kollarındaki bandı keserken. Yüzündeki ifade temkinli bir huşuya dönüştü. “O şeyi nasıl yaptın?” Mahcup halde Bob Amca’ya baktım. “Neyi?” “Hareket edişin” dedi babam neşeli bir sesle, “insa ni... değildi.” “Tamam, ona içecek bir şeyler verelim, olur mu?” dedi Bob Amca çaylağa. “Elbette, efendim.” Çaylak gitmeden önce kaşlarını çatarak bana baktı. Şahane. Polis kuvvetinin yarısı zaten ucube olduğumu düşünüyordu. Sanırım geri kalanının da onlara katılma vakti gelmişti. Ubie babamı sandalyeye oturturken onu azarlarcasma, “Leland” dedi, “başkalarının önünde öyle şeyler söyleyemezsın. Babam, “Sen onu görmedin” deyince birden kendimi yine çirkin ördek yavrusu gibi hissettim. O karakteri yıllar ön