Kendimi biraz kötü hissettim, ama kavgayı o başlatmıştı.
O anda siren sesleri duydum. Belki de babam, adam onu
bağlamadan önce gizli alarm düğmesine basmayı başarmıştı.
Babamın ağzını çözmeye çalıştım, hem kat kat sarıldığı için anlaşılan
adam
koli
bandına
bayılıyorduhem
de
dengemi
kaybederek arkamdaki dolabın üzerine devrildiğim için kafam
resmen iyi olduğundan da başarılı olamadım. Ciğerlerimi havayla
doldurdum, tekrar topuklarımın
üzerine
çıktım,
sonra koli
bandının ucunu aramaya başladım. O ucu bulmak anlaşılan bir
gökkuşağının ucunu bulmak kadar zordu. Parmaklarımın kontrol
edilemez bir biçimde titremesinin de bana faydası yoktu.
iki aynasızın arka kapıdan içeri daldığını duydum. “Buradayız” diye seslenirken bana saldıran adamı inceledim. Karaya
vurmuş balık gibi çırpmıyor, kutuların üzerine tırmanırken bir
yandan da kesik şahdamarını tutmaya çalışıyordu.
Polisler temkinli tavırlarla mutfağa girdiler, sonra biri yardım
etmek için yanıma koşturdu. Diğeri destek ve ambulans istedi.
Polise dehşet içinde, “O adam beni öldürmeye çalıştı” de dim.
Memuru tanımıyordum. Gençti, muhtemelen çaylağın tekiydi.
Adam babamın sarılı koli bandını açarken omzunun üzerinden
geriye, sonra tekrar bana baktı. Göz kırparak, “Bence siz
kazanmışsınız” dedi.
Bir an içim gururla kabardı. “Evet. Kazandım.” Balık Adam’a
odaklandım. “Bir daha üzerime sivri bir bıçakla koşmazsın, di
mi?” Diğer polis adamı kelepçelemiş, şimdi boynuna bir kurulama
beziyle baskı uyguluyordu. Adamın kan kaybından ölmeyeceğini
umuyordum. Şimdiye kadar birinin ölümüne doğrudan sebep
olmamıştım hiç.
Çaylak bandı çözmeyi başardı.
&&