Test Drive | Page 19

rine yazmaya başlamıştım. “Karınız hiçbir şey söylemedi mi? Sıra dışı bir şeyler sormadı mı? Endişeli olduğundan, takip edildiğinden falan bahsetmedi mi?” “Rosto budunu yaktı” diyen adamın yüzü, sorularım dan birine cevap verebildiği için biraz aydınlandı. “Ondan sonra, her şey altüst oldu.” “Anlaşılan yemek yapma işini bayağı ciddiye alıyor.” Adam başını önce olumlu, sonra olumsuz anlamda salladı. “Hayır, öyle demek istemedim. Rostoyu asla yakmaz. He le de budu.” Cookie kıkırdamamın iyi olup olmayacağını düşündüğümü görünce, masanın altından beni çimdikledi. Ona kötü kö tü baktıktan sonra yüzüme endişe ve anlayış dolu bir ifade yerleştirdim. “Siz profesyonel bir dedektifsiniz, değil mi?” diye sordu Warren. Gözlerimi kıstım. “Profesyoneli tanımlayın.” Derin derin düşünmeye devam eden adam bana boş boş bakınca, “Hayır, cidden, diğer dedektiflere benzemem. Benim iş ahlakım, etik değerlerim ve silah temizleyicilere düşkünlüğüm yoktur” dedim. Bu itirafımdan etkilenmeyen adam, “Sizi parayla tutmak istiyorum” dedi. Ben zaten bu işi Cookie için para almadan yapmayı planlıyordum -ona ancak yemek alacak kadar para verdiğim içinama alacaklılar geldiğinde, para bayağı işe yarardı. Konsomatris gibi konuşmaya çalışarak, “Çok pahalıyımdır” dedim. Adam bana doğru eğildi. “Ben de çok zenginim.” Bunu doğrulaması için Cookie’ye baktım. Cookie kaşlarını kaldırıp başıyla onayladı. “Ah. Tamam, o zaman, sanırım birlikte çalışabiliriz. Bir dakika” dedim hızla düşünerek, “ne kad ar zenginsiniz?” “Sanırım yeterince zenginim diyebiliriz.” Cevabı biraz da