Test Drive | Page 166

Belli ki bu alanda epeyce deneyimi vardı. Sahte bir kırgınlık ifadesiyle, “Bana güvenmiyor musun?” diye sordum. Neil’ın dudakları gerildi. “Hem de hiç.” Ellerimi kaldırarak etrafımızı işaret ettim. “Dostum, ha pishanedeyiz. Bana düşeni yapmazsam, bunu yapana dek beni hücre hapsine mahkûm edebilirsin.” “Bunu yazılı olarak alabilir miyim?” Havaya nasıl ihtiyacım varsa, daha fazlasını öğrenmeye de o kadar ihtiyacım vardı. Reyes hakkında daha çok şey öğrenme iştahım doyumsuzdu. “Kanlı olarak alabilirsin.” Neil düşünceli bir tavırla uzun uzun iç çektikten sonra, “Herhalde kana gerek olmaz” dedi. “Sana en önemlilerinden birini anlatayım.” Seçme aşamasında altdudağını ısırdı. “Tamam, bir keresinde, ben hâlâ gardiyanken bir kavganın patlak vereceğini öğrendik. Güney Yakası ile Aryanlar arasında. Gerilim öyle yoğundu ki, üçüncü gün artık bir şey olacağını anladık. Adamlar avluda toplandılar, başlarındakiler yaklaştılar. birbirlerini burun Bütün buruna bunların süzdüler, gelinceye ortasında çete dek Farrow liderleri birbirlerine duruyordu. Şaşırmıştık.” Gözlerimin hayretle açıldığından emindim; “Neden şaşırdınız?” diye sordum. “Çünkü hiçbir gruba dahil değildi. Bu nadiren görülür, ama arada bir mahkûm yalnız kalmak ister. Farrow da öyleydi. Üstelik bu işte bayağı başarılıydı.” “Demek o kavganın ortasmdaydı.” Reyes’m iyi olduğunu bilsem de, bu düşünce kalbimin teklemesine sebep oldu. “Hem de tam ortasında. Gözlerimize inanamadık. Sonra adamlar yere yığılmaya başladı. Farrow mahkûmların arasında dolaşırken, herkes tek tek yere serildi. Bayılıverdiler.” Düşüncelere dalarak sustu. Huşu dolu bir sesle, “Sonra ne oldu?” diye sordum. “Farrow elebaşlarına ulaştığında onlarla konuştu. O sı