Test Drive | Page 13

birini arıyoruz” dedim. “Uzun süredir çalışıyor musunuz?” Kadın fincanlara kahve doldurup demliği kenara koydu. “Ay, inanamıyorum” dedi şaşkınlıkla göz kırpıştırarak. “Şimdiye kadar gördüğüm en güzel göz rengi, seninki. Gö zlerin...” “Altın rengi” dedim yine gülümseyerek. “Hep öyle derler.” Anlaşılan altın rengi gözlere nadir rastlanıyordu. Gözlerim bolca iltifat alırdı. “Ee...” “Ah, hayır, çalışmaya başlayalı çok olmadı, ilk müşterile rim sizsiniz. Ama aşçım bütün gece buradaydı. O size yardımcı olabilir.” Arka tarafa ancak bir garsonun seslenebileceği gibi seslendi. “Brad!” Brad arkasındaki servis penceresinden başını uzattı. Ben tıraşa çok ihtiyacı olan sakallı, yaşlıca bir beyefendi beklerken kendinden büyük garsonu muzip bakışlarla, flörtçü bir tebessümle süzen, en fazla on dokuzunda bir çocukla karşılaştım. Çocuk kedi gibi mırlayarak, “Bana mı seslendin?” dedi. Kadın gözlerini devirip çocuğa anaç bir tavırla baktı. “Bu kadınlar birini arıyor.” Çocuk, gözlerini bana çevirdi; bu gözlerdeki ilgiyi saklamak için hiç çaba göstermiyordu. “Eh, Tanrı’ya şükür beni buldular.” Eyvahlar olsun. Kıkırdamamak için kendimi zor tuttum. Bu, çocuğu yüreklendirmekten başka işe yaramazdı. Cookie son derece ciddi bir sesle, “Otuzlarının sonunda, kısa kahverengi saçlı, beyaz tenli bir kadın gördün mü?” Çocuk, eğlenmiş gibi kaşlarını kaldırdı. “Her akşam, hanımefendi. Ayrıntı vermeniz gerek.” “Fotoğraf var mı?” diye sordum Cookie’ye. Cookie’nin omuzları hayal kırıklığıyla çöktü. “Aklıma bi le gelmedi. Evde bir fotoğrafı olduğundan eminim. Yanıma almayı neden akıl edemedim?” “Hemen kendini suçlama.” Çocuğa döndüm. “Adını ve nu