maranı alabilir miyim?” dedim. “Sizden önceki garsonunkini de”
diye ekledim Norma’ya bakarak.
Kadın başını tereddütle yana eğdi. “Bu bilgivi sana vermeden
önce, kadına sormam gerek, canım.”
Normalde
insanları
konuşturmak
için
gösterebileceğim
tamamen gerçek, bir dedektif kimliğim vardı, ama Cookie be ni
evden öyle acele çıkarmıştı ki, onu yanıma almak aklıma
gelmemişti,
insanlara
kimliğimi
gösterememek
hiç
hoşuma
gitmiyordu.
Çocuk gözlerinde şeytani bir pırıltıyla, “Ben sana garsonun
adını
söyleyebilirim”
dedi.
“Adı
Izzy.
Numarası
erkekler
tuvaletinde, ikinci bölmede, erkek memelerinin trajedisiyle ilgili
duygusal şiirin hemen altında yazıyor.”
Çocuk
burada
harcanıyordu.
“Erkeklerin
memeli
olması
gerçekten trajiktir. Yarın akşam tekrar gelsem? Yarın çalışacak
mısın?”
Çocuk kollarını kaldırarak etrafını gösterdi. “Hayalimi yaşıyorum, bebek. Bunu hayatta kaçırmam.”
Durup birkaç saniye etrafıma göz attım. Kafe şehir merke zinde, işlek bir kavşağın köşesindeydi. Kavşak en azından iş sa atlerinde işlek olmalıydı. Fötr şapkalı ölü sinema yıldızı hâlâ ba na bakıyordu, ben de onu görmezlikten gelmeye devam ediyordum. Şimdi benden başka kimsenin göremediği bir adamla muhabbet etmenin sırası değildi. Şimdiye kadar içtiğim en iyi kah veden —Norma şaka yapmıyordu— birkaç büyük yudum aldıktan
sonra Cookie’ye döndüm. “Gel, biraz etrafa bakmalım.”
içtiği kahve neredeyse Cookie’nin boğazında kalacaktı. “Tabii
ya. Aklıma bile gelmedi. Etrafa bakmalım. Seni getirmemin bir
sebebi de buydu zaten.” Taburesinden fırladı ve... gerçekten
etrafına bakındı. Kıkırdamamak için bütün gü cümle kendimi
tuttum.
“Tuvaleti denemeye
tükenmeden.
ne dersin,
Magnum”
dedim,
gücüm