“Ben onun kaybolduğunu bile bilmiyordum.”
“Senin kahvecin mi var?” diye sordum.
“Nasıl bilmezsin?” Cookie’nin göğsü sıkıştı.
“Dur, peki kaybolduğunu nereden öğrendin?”
“Mesajı aldığımda cebini aradım, ama Mimi cevap vermedi,
ben de evini aradım. Telefonu kocası açtı.”
“Eh, herhalde o biliyordur.”
“Adam çıldırdı. Neler olduğunu, karısının nerede olduğunu
öğrenmek istiyordu, ama mesajda ‘yalmz gel’ yazıyordu. Ben de
adama bir şey öğrenir öğrenmez onu arayacağımı söyledim.”
Altdudağım ısırdı. “Pek memnun olmadı.”
“Bahse girerim olmamıştır. Bir kadının ortadan kaybolmak
istemesinin fazla sebebi olamaz.”
Cookie bana düşünceli düşünceli bakıp gözlerini kırpıştırdıktan sonra öyle hızlı nefes aldı ki, birkaç saniye öksürme si
gerekti. Toparlandığında, “Ah, hayır, anlamıyorsun” dedi. “Mutlu
bir evliliği var. Warren ona tapıyor.”
“Cookie, emin misin? Yani...”
“Kesinlikle eminim, inan bana, o ilişkide sömürülen bir şey
varsa, o da Warren’m banka hesabıdır. Mimi’ye ne kadar
taptığına inanamazsın. Çocuklarına da.”
“Çocukları mı var?”
Cookie sesinde ani bir umutsuzlukla, “Evet, iki çocukları var”
dedi.
Daha fazlasını öğreninceye kadar, evlilikte şiddet ihtimali
konusunda Cookie’yle tartışmamaya karar verdim. “Yani adamın
Mimi’nin nerede olduğu konusunda hiçbir fikri yok.” “Hem de
hiç.”
“Peki, Mimi sana ne olduğunu söylemedi mi? Neden kay bolmak istediğini?”
“Hayır, ama çok korkuyordu.”
“Eh, bir an önce cevap alacağımızı umuyorum.” Arabayı
çalıştırıp Cookie’nin maalesef sahibi olmadığı Çikolata