"Onunla asla evlenmemeliydim," dedi. Bunu bir kez daha, bir kez daha yineledi, sonra yüzü
mızmız bir oğlan ço256 ¦ Philippa Gregory
cuğu gibi buruştu, kollarını bana açtı. Ona sarılmak üzere yerimden fırladım. "Ah, Tanrım,
Mary, nasıl cezalandırıldığımı görüyor musun? İki çocuğumuz ki biri oğlan, Bessie'nin evlilik dışı
doğan Henry'si, buna rağmen cesareti ve savaşma kabiliyetiyle taca ulaşamadıkça hiçbiri
peşimden tahta çıkamayacak. Bu olmadığı takdirde Prenses Mary tahta gelecek ve İngiltere
ona bulabildiğim kocaya razı olmak durumunda kalacak. Ah, Tanrım. İspanyol kadının
günahıyla nasıl cezalandırıldığımı görüyor musun! Nasıl aldatıldım görüyor musun! Hem de
onun tarafından!"
Gözyaşlarının boynuma damladığını fark edip onu kendime yasladım ve bebeğimmiş gibi
salladım. "Hâlâ vaktin var, Henry," diye fısıldadım. "Genç bir erkeksin. Gücün yerinde ve kıpır
kıpırsın. Kraliçe seni azat ederse hâlâ tahtına bir veliaht bırakabilirsin."
Ama teselli etmek mümkün değildi. Çocuk gibi ağladı ve ona güven vermeye çalışmayı bırakıp
sadece okşayarak, omzunu sıvazlayarak, arada bir, "Tamam, geçecek, geçecek," diye
fısıldayarak onu sallamaya devam ettim. Sonunda gözyaşlarının fırtınası dindi, kirpikleri
yaşlarla ıslanmış halde, pembe ağzı çenesine dönük, kollarımda uyuyakaldı. Yine uyuyamadım.
Başı tüm ağırlığıyla kucağımdaydı, kollarım omuzlarından onu destekliyordu. Geceyi
kımıldamamak için kendime irade